9 Temmuz 2011 Cumartesi

kapanan son kapıdır boğanın hakkından gelen, mataDOOR..

Bir edebiyat olmak istiyorsun biliyorum sende
Küçük büyük bir hayal kırıklığı yaşatıp sahnemde yer almak istiyorsun
herhangi bir kitabımın içinde satır, nokta..
Kılavuz olamadığının farkına vardıysan bende bu çekişmeni anladım.
Perdelerim kapanmadan bir rolde sen çalmak istiyorsun seneryomdan
Çünkü güvenirdin kendine iyi bir oyuncu olduğun için hayatımıza
Kanıtlama oyunculuğunu kanıtlama artık
kanıtlamaaaaaaayın iyi bir oyun olmasın bu..
oyun olmasın
sadece izlenip bitmesin..
yaşanmak için gerçek olsun oyun değil bu defa
oyun kurucu sizken ben oyun bozucu iken
son perdeler benim gözlerim olsun…
son alkış benden olsun
ilk alkışımla aynı alkışla aynı anda koca bi k.alkış..
kendime yaşattığım ilk gurur oldu belki. ..
son sahnelerde sen ölmedin sadece yoktun, seyredilmedin..

20 Mayıs 2011 Cuma

ÇOOĞĞUU--RAFTA..

Ekvator çizgisi var aramızda

Biz var dedik ..var oldu.

Aslında gözle görünmüyor sınırlarımız ama

İklim farklılıklarımızı doğuruyor..

Ben yağış altındayım

bu sönük ahizeler altından alizelerim esiyor.

az nemlisin sende çöl sıcakları gibi

büyük sahra mısın, kalahari mi ?…

üşümek ve yanmak senle gece gündüz farkınla

sert tanelerinle hafif hafif dövülmek sonra..

gözyaşı mevsimlerine dayanılır gibi değil buralarda..

ama hepsi son kıyameti bekleyen dünya işte .

şimdi sen için kafamda şekillenmiş fikirlerim geoit

bir yerlerden baskı var içinde

çok yük taşıyor ve birde sürekli hızlıca dönüp duruyor…

açıklanamayan doğa olayları aramızdaki…

aşınmaya dirençsiz kayalardan oluşur bazen karsTİKKKlerim..

bende napiyim kalker misali karşınızda eridim..

(Coğrafyam,, çoğunu artık sende rafa kaldırsan..)

6 Mayıs 2011 Cuma

hesap E.T.tim kitap E.T.tim sen bana yanlış hitapE.T.tin sevgili hitabettin abi..

'bugün sen bloglarına gömül!' diye bi beddua yedim..
evet evet başaracaksınız atın biraz daha kara toprak dirime durmayın
kaç kürekle saldırabilirseniz, hurrrraaaaaaa!
madenimin göçebileceği en kritik diyara, haydaaa!
taşıyın hızlıca yeşil tabutu omzunuzdan bu yükümü de atın toprağaa!
atın ki hepinizden kaçıp dize çukurlarıma atılayım yine hoppaa!..
sizin kelamınızdan kendi kelamlarıma cukkaa!
sizin halinizden kendi halime
sizin kederinizden kendi kederlerime
sizin aynalarınızdan kendi aynalarıma
sizin ruhunuzdan kendi ruhuma neşv-ü nevaaa...
bu mudur zarar veren asıl diyar bana..
hangi taraftaymış gömüm hangi taraftaymış asıl dirim..
ve vasiyE.T.imi gerçekleştireyim şu vaziyE.Timden
ne oluyorsa oluyor evet, bu sizin meziyE.T.inizden
mesken-i amberim benim burası miski amberim
size ise esen bir koca rutubE.T. kokusu....
bırakın ben sizin gözünüzde burada çürüyeyim
ben burada gömüleyim..
ölümden sonra hayata buradan dirileyim..

ne yaşadığımı okuduğum diyar toprak altında kalırsa mutlu olacaklara değildir....

17 Nisan 2011 Pazar

ambivalenz mi olduk ?



sana soruyorum kendime soruyorum ambivalenz mi olduk ?

birbiri ile çelişkili duyguların düşüncelerin isteklerin aynı kişide aynı zamanda toplanmasıymış
git pissss-bi-kolağana sor...

3 şekilde tanımlanıyor..

Birincisi; istem alanındaki ambivalensdir. Yani kişi aynı zamanda hem su içmek isteyip, hem istemeyebilir.
İkincisi; düşünsel alandaki ambivalensdir. Yani kişi bir görüşü hem savunup, hem karşısında durabilir.
Üçüncüsü; duygu alanındaki ambivalensdir. Yani kişi bir kimseyi hem sevip, hem ondan nefret edebilir.
Bleuler'e göre bu şizofrenin birincil belirtisi..

bana göre de sizin beni paranoyak kabul etmiş olmanız bu belirtinin başlangıcı..
nitekim herşeye açık olabilmek sizi mi beni mi yoldan çıkarmıştı ?

o başlangıç'a benimde ihtiyacım var inanın rüyalarımı gerçek,gerçeklerimi rüya kabul etmeğe ihtiyacım var.
ama malesef ben ikisinin ayrımını çok iyi yaptığım için siz gibi mutlu olamadım..
tüm suçum bu lanet yolunu şapppşurmamış algı..

14 Nisan 2011 Perşembe

today is history and you are part of it!


Dünde kalmışların dün dünyasındaki yaşama ülkesinden ırakta, dünde kalmışlara sevinebilme ilkesindeyim…

24 Mart 2011 Perşembe

karanlıklarda alınan kararlar = aydınlıkta alınan kararlar.KARAR EMİ!

sakınan göze çöp batar ayağım acıyordu dün ayağımı bi vurdum sandalyeye.acıdan acıyı hissedemedim.
kalbim acıyordu birileri de oraya vurmuştu yine artık herkesten özenle sakındığım kalbimde acıdan acı hissetmiyordu sanki artık atmıyordu...

ama herşeye rağmen yakıp yıkacağım birşeyler daha var,ama dur daha en beklemediğin bi anda..
yakacağın çiğneyeceğin şeyler var dur daha,en beklemediğim bi anda..
sevilmekse yine yok.. beklenen her anlarda..

benzer tek noktamızsa; kayboluşlarımız..
ben yeni bi günün ışığına bakar aydınlanır,kaybolurum
sense karanlıklara bakar karanlıklarla karalarınla karanlıkta karanlığınla karanlıklarda kaybolursun ..

19 Mart 2011 Cumartesi

halk arasında değil hulk

Yeşille nefes alamayan benim…! (o renk gözlerin yüzünden)
Hulk adında bir canavar kadın yarattın yeşil renginde ki halk arasına çıkamıyordu
laboratuarında üzerimdeki deneylerinle zehirlendim de
kusmak içimden dışıma biraz zordu kibarca yüzümün rengindende anlaşılmadı mı içimde birikenler..
Ketumca kurbağaya döndüm sonunda bataklığında üstelik prenste prenseste değil içimdeki.
Bundan sonra ellerine dokunduğumda bi rüya değil bir sihir değil sadece siğil yaratacaktım içimdi irin…

13 Mart 2011 Pazar

pagan

Bu günlerde pagan polarını giydim üstüme
O ne diyceksin şimdi
Isınmak için yeni şeyler deniyorum desem
'Pagan' köylü demek ya bi köyün ordasında göynümü eğliyorum...
Tüm inançlarının halkasında inançlıların,
halk arasında soğuk durmadan ısınıyorum

Avizem eski moda kristalleri var sanırsın kaşıkçı elması
bin tane şekliyle bizim evde asılı duruyor.
bundan sana ne mi ama ben her koltuğa uzandığımda ilk oraya bakıyorum
Ampulün ışığı kristallere yansıyor gözlerimi kamaştırana kadar manyaklar gibi dalıyorum oraya
Müsebbibi sen olduğun için söylüyorum bu saçma detayları
faturan beni bu kadar alık ettiğin için…
işte kaşıkçı kadar parlıyorlar ışıkta ama aslı gibi değiller değil mi?
İşte sen parlıyormuşsun ışıklarda ama aslı sen değilmişsin değil mi?

Gözlerimi genelde sağa sola çeviremez oldum
Asılsız bakışlar atabilen odak noktasının dışında çevresini göremeyen
dalgın bi göz gördün mü sen
Sanırım benim gözlerim tepsi kadar düz..
bi Ferdinand’da keşfedemedi ki bu gözlerin yuvarlaklığını anlamak için oralarda keşve de çıkmadı ki.
Geri mi dönüyorum edebiyata evet sen gitmek üzeresin çünkü o düz gözlerden aşağı pek kolay düştün…

Bu kıro şarkıları bana sevdiren sen değil misin?
Bu zevksiz mekanlarda karnı mı doyurmamı sağlayan
Şu iğrenç markalardan giyinmemi sağlayan sen değil misin?
Bu aptal modalara kapılıp beni şekilci kimliğe büründüren ?
beni böyle benzerlerim gibi olmamı isteyen sen değil misin?
beni ben yapamayan sen değil misin?
benim zevklerimden senin zevklerine uzaklaştıran sen değil misin?
yüksek tepelere üşenmeden çıkıp oradan istanbul'a bakmayı öğreten
beni uzaktan hep tepeden bi yerlerden güzelliklere bakmak uğruna hep yoran sen değil misin…
(oysa yakındaki güzellikler diyecektim ben)
en çirkin tv dizilerini bana izleten bi aktör olmadın mı söyle
her kanalda benzer türevinin fırladığı boktan sitcomlarda sululukları ile güldüremeyen aktörlerin bile komik olma çabalarının ardında gizlenmiş travmalarının bile ilgimi çeker olduğu şu günlerde

Şimdi diyorum işte diyebiliyorum burada çok daha güzel şeyler varmış..

Gittikçe zevksizleşiyorum soluyorum çünkü seni seviyorum..sevdiğim zevkli şeylerin kıymeti kalmıyor.bende artık kıymetsizleri zevksiz olan her şeyi yani bir seni seviyorum..ama haykırıyorum çok kıymetsiz zevksiz çirkin bazen midemi bile bulandıran öyle gereksiz bişeysin ki..seni sevmekten çok utanıyorum..çünkü seni sevmek bi zevksizlik abidesi olmak demek…çünkü senin modan geçmiş sende beni sevemediğin için eskisi gibi zevksizdin şimdi.



kepenk



dizelerime kepenk çektirdin gri metal ağır ve çirkin sesli..
uzun zamandır yazamadım düşünemedim ve söyliyemedim içeri hava girmedi.
bir barınakta kalakaldı fikir,duygu,düşünce ziyaretçi görmedi.
beyinin nadas adasında mahsur kaldı çıkış yeri sabırla kazılacak imkansız bir tüneldi...
tornavida ve çekiçle delmeye çalıştı yine dışarıdaki atmosferi merak etti..
bir kapan kurulu yine de çıkmasa iyi olurdu.

acımamak için bakmadım geçmişe baktırtmaya çalıştın yine de
biliyorum zorladım o inatla dönmemesi gereken kafamı boynum acıttı özetle
yine bir parçam yine acıtıldı..
olan şeyleri anlattım hergün birilerine
küçük detaylardı belki ondan durmadım onlara taştım küçük sellerde boğamam diye
ama insanları sıkıyordu yinede dağ gibi yürüyordu üzerlerine
çünkü ya uyuyakalıyorlardı karşımda ya dalıp gidiyorlardı dürttüğümde dünyaya yeniden geliyorlar mıydı
yada nefes almak için balkonlara kaçıyorlardı yapışık binalar arasında dumanlarda iyi bile geliyordu onlara.
yada bilindik cümleler kuracaklar hep sabrediceksin ve kısmet ne yapacaksın
biliyorum uzak değil bir ömürün geçtiği kadar çabuk geleceğim yanına.
yalnızlık edebiyatlarından sıkılıyorum..


hepsi süt savan ninenin inekleri yüzünden
ineklerinin benekleri yüzünden
otlar yüzünden yiyip semizleştikleri
geviş getirmeleri yüzünden
bize başka ve hep aynı acı nedenler bulamadım.
evet evet geviş getirmek yüzünden,ağzımda mayhoş kalmış tadın yüzünden.
başa sarıp sarıp seni,bizi çiğnemem yüzümden..(yutulmaksa; yine başarısız)