5 Aralık 2010 Pazar

say-yeah


aşkı mübarek kılan
içindeki en endersel vaziyette nihayete gelemeyen (bi his)
bilmiyorum ne olacak nihaventin batıdaki en yakın sol minör gamının hali.

bu arada çölde..
siyah segah, almış külli makamını
siyah seyyah, almış küllü yollarını
siyah son ahh, yazmış killi sonlarını
siyah soma(beden),sövmüş kirli soylarına...
ahh siyah say-yeah..

SIRR-I HAFİY.E. (son helâdan selâya zordur koşması)



ardından çalınan en yaygın siyah rivayetler makamı varken..
bi yandan kasette çalarken ahiretin hiti,selâ
koşmak en yeşile zormuş yine helâdan.

o - kul yapısı ki..

hayata başlamak lazım en açıktan.
bitirmek lazım gen(') açıktan..
yani en az bi tur koşmak lazım
gök kuşağı aralığından..

nihayette,açık öğretim budur,rengi açıktır.
talebesi azıcık kaçıktır.
sırrı-ı hafiyenin sırrı,açık saçıktır.
sırr-ı hafiyenin,hafif-i ruhuna eşittir.
mübalağasız kalemle haşır neşirdir.
neşr-i hatır huturdur.
hatrı haas-ı mesirdir.
mesrur-u mutmaindir.
mütemadiyen mazbuttur.
mazhar-ı zorludur.
hakim-i bakidir.
kudeması kadimdir.
(eskileri)
sukut-u zabt-ı dardır.

(spon-tane tane yazardır.)

21 Kasım 2010 Pazar

kız kulesi mesafesi nedir ? bu mesafen nedir?

Bir gün karşına geldim dimdik ve tektin bir elif harfinde de gördüğüm kendim gibi.
Gelen vuruyordu giden vuruyordu sağdan soldan dalgalarla hayat sürekli vuruyordu sana ama hiç bir yana sürükleyemiyordu,ölede inatçı idin. sen hala daha direniyordun başın dimdik,zirvelere uzanarak,hakka karanlıkta aydınlığınla.Gelen giden sana dertleniyordu,herkez bir resmini çekiyordu en çok hatırlanmak istenen olmuştun anılarda,herkes mi hayrandı sana?Bu hayranları sadece öylece durmakla mı edindin?Belki küçümsediğimden büyük bir iş yapıyordun bütün sevgililerin dertlerini de kucaklıyordun bana biraz uzaktın bu konuda..ben dertlenince gelmiyorum sana olur ya herkesin ki ağır gelmezde benim ki gelir.daha ulaşamadım sana,bana baktın uzaktan bende sana yüz defa karşılaşsakta bir sukunetli uzak dost gibi baktın hep..kız kulesinin mesafELLY duruşunu o vakit anladım.ve seni örnek aldım herkese olması gerektiği gibiydin ölüm gibi ne çok uzaktın ne de çok yakın..

yazan; kızkulesimesafesi.2008.

ötenazi..değil öten-azim..

Orijinal bir beden istiyorsun hiç kirletilmemiş.

Bu şehirde mümkün mü birinin dumanın tenime değmemesi..

Hepimiz isli idik...

İsli değilsem paslıyımdır.

Çok ağlarım ya ben,demirden kalbimle oraya akıtır yağmurlarımı,paslanırım..

Orijinal bir yüz istiyorsun;

Söylesene orjinallik ne demek senin için,altın oran kanunu yüzünde kolunda,sana layık olan mı?kalbinde altın oranlı mı?.

Sende orijinal misin paketinden benim için mi açılıyorsun ilk defa yani?

İlk kez ben mi alıyorum seni iki dudağımın arasına

bir nargilenin marpuçu temizliği kadar temiz midir her nefesi

neyzen kadar iyi bir amaç için mi nefes ve nefis harcadı?

Kimse daha önce yüzüne dönüp hiç bakmadıysa o en orijinal sayılırmış bana..

Herkes baktıysa sahip olamadıysa en zavallı değil mi ulaşılamayanda?

Sahip olunamadıysa sahip olamazsın

Sahip olan çıkmışsa sende sahip çıkarsın buda senin zavallılığın.

Kimindir belli değilken senindir en çok sence,senin içindeki sesçe

Ama büyük harflerle konuşanı takip etmiyorsun içinde iken bile..

Büyük ses sanada ait değil o diyor..

Bir şey istiyorsun ne istiyorsun ondan?

İyi bir kalp mi sonuna kadar iyi kalacak senin kötülüğün sıçradıysa kalbine nasıl dezenfekte olacak.

insan değil o zaman her zaman iyi olduysa sana çamaşır makinesinde ön yıkama programında yıkanan melek arıyorsun

sölesene o nurlada işin sen ve kör karanlığın aydınlanana kadar mı sadece?

Onun ışığını söndürene kadar onu kullandın ..

yorgun olmayan bir kalp mi arıyorsun niye hangi yarıştan geldi nereden gördün

bi günde iki maraton koşusu olmaz

zamanla onu bizzat sen yoracaksın diye mi yorgun olmasın istedin?

Ne bekliyorsun orada uzakta görünen kadından..

Ağzıda hayalindeki kadar uzak mı olsun senden?

Ya bakışı?

hep üzerinde mi olsun,bulutların arasından bile seni seçip,tüm zor hava koşullarında pistine inebilecek ortam mı kollasın fedaral birlikleri?

Bu amerikan filminde FBI kimlikleri hep sahte çıktı

O beklenende sahte kimlikle dolaştı yanında..

sizin ne beklediğiniz umrumda değil aslında siz soru sormazsınız diye ben soru sordum çünkü siz birgün elbet cevap vereceksiniz hayatınıza.

herkes fişinizi çektiğinde son mücadelenizde çırpıntı karışık zorla anlatacaksınız

ama ben senin o gün oksijen tüpünü çıkarıcam..serumuna hava vericem..

(23 ağustos 2008 li bir yazı,yani bu kelimelerin kağıttaki ölüm tarihidir - ebedi değil de edebi ruhuma fatiha -)

yahudi edildim..



yahudi edildim beni içinize gömmediniz de küllerimle savurdunuz..

Savur şimdi benim metaPOLİSmayı

Kül oldum bak savruldum sayenizde yahudiden beter oldum bir vazoya koyun

bana karşımda and için,siren sesleri ataya kalsın,mütevazi merasim tabutta yeşil örtü bile

bulunamamasında kalsın..

Kayıkçı amca beni ıssız suda buldu..küllerimi toparladı bir avuç tokatla.

Yananlara yetişemedim dedim suratına telaşla bakınca ayıldığımda

Yetiştinde geçtin kızım dedi..bir yıldızdın bir siyon.. yandın söndün hep ve bir gün

Yandın kül oldun bir avuca bir odaya bir ruhuna sığmaz oldun.

Rüzgar seni aldı dalgalarıma saldı.dalgam kayığıma yapıştırdı

Kayığımda bir isim oldun bak ne yazıyorsun oda silinene dek okuda anla..

‘Baba çok uzaksın bana’

Yabancıdan ne bekliyorsun

Sana iyi bi eş olsun bana yenicek yeni bi aş olsun.

İyi bi yeni hayat kazığı daha..

Erkenden..daha çok erken..

Sırada ne var daktiloda bir satır boşluğu daha beklemenin ardından son söz yine

Anneciğim çok uzaktasın ama hala en yakın sensin bana..

Kazıklı voyvodalı benim dünyamda..

Hangi yelden essem sana ulaşsam artık

Hangi karadan yürüsem sana varsam

Hangi dalgadan vursam sana varsam

Hangi yoldan gitsem sonu sen olsan..

Ayağım yansa bile çölde sana varmak var bilsem

Kardan donsamda sen varsın orda bilsem sana yürüsem

Yüzme bilmesemde atlasam suya o yolda belki boğulsam belki yüzme öğrensem o şokla

Bir evdesin bilsem bana sarılacaksın evsizliğimde sana koşsam gece it kopuk dinlemeden yola düşsem

Ama olsa bi yol

Yok mu?

Yok desen bile,,bunu duysam bile,var bilecektim.

Ama yine sessizsin,gözümdeki yaş gibi sessizce yolunu izlersin..

Bende anca satır sonunda sana gelecek bir yol bulurum.

Yaşamın değil,Avuntunun ikincisine dek sana kavuşucam.

elfeda..(bu defa ironik değil çok fazla İRON-İCH,demir tadında mesela.)

(bu küller 23 ağustos 2008li dir)

laf olsun,torba dolsun,dolan torba da kopsun..

(büyük harflerimi sevmiyorlar mı?
bu defa harf diyor ki; 'ama ben küçükken konuşamıyordum..')

YAZMAK İÇİN ELİME KALEM ALDIĞIMDA KALEM YAZMAZDI İNADINA. ONCA KALEM İÇİNDEN TÜKENMEZ ADINA YAKIŞMAYAN TÜKENMİŞ O EFRADI SEÇMEK BENİ DELİ EDERDİ EKSERİYA İLHAM PERİM KAÇACAK ENDİŞESİYLE.BU YAŞAMDADA YANLIŞ İNSANLARI SEÇTİĞİM GİBİ KALEMDEDE TUTTURAMIYORDUM DOĞRU OLANI.GÖZÜME KESTİRDİĞİM ALIMLI KALEM YAZMIYORDU.HERKES ONU SEÇMİŞTİ ÇÜNKÜ ÇOK FAZLA KULLANILMIŞTI,BİTMİŞTİ,TÜKENMİŞTİ.HALBUKİ SÜLİYETİ BUNCA ZAMAN GÖZE ÇARPMAYAN DAHA BÜYÜK BİR PERFORMANS SERGİLEYEBİLİRDİ ÇÜNKÜ İÇİNDE GÖSTEREMEDİĞİ, AÇIĞA ÇIKARAMADIĞI ŞEYLER BİRİKMİŞTİ..KUSMASI YAKINDI AMA MÜREKKEPLİ DEĞİLDİ DÖKEMİYORDU ZEHRİNİ.AMA ONA ŞANS TANIYAN PEK ÇIKMAZDI O KURŞUN KALEMDİ.UCU KÖRELMİŞTİ KURŞUN KALEME KALEMTRAŞ GEREKTİ.O BİR SİVRİLSE KURŞUN NAMINA KİMLERİ KİMLERİ DAHA DAHA KİMLERİ VURABİLİRDİ..SİVRİLMESİ GEREKTİ ŞU KALEMSİ YAŞAMINDA.FORMÜLÜ İSE KALEMTRAŞA MUHTAÇSIZ PARMAKLARDA.UÇLU KALEMİN UCU BUCAĞI GÖRÜNMÜYORDU UÇLU KALEM UCA İHTİYAÇ DUYUYORU UÇ ALIYORDUM BU DEFA UÇ KALEME İHTİYAÇ DUYUYORDU KALEMLE UÇ KAĞIDA İHTİYAÇ DUYARKEN YANLIŞ KELAMLARLA DOLU SAYFA SİLGİYE MUHTAÇ OLUYORDU.HERŞEY BİRBİRİNE BAĞIMLI OLMAKTA İDİ NE İLE BİR FİKİR İLE..YA YAZ YADA SİL AMA MUTLAKA DÜŞÜN!PEYDER PEY OLSADA KAFİ.BU KALEM KUTUDAN KELAM KUTUYA TERFİDİR İSTEDİĞİM SAKLADIĞIM KELAMLARI KUTUMDAN ÇIKARIRKEN SİVRİLEN KELAMLARIMLA EŞ DEĞER BİR KALEM OLMAK ÜMİDİ İSTEMİŞTİM..BU KALEM BUKALEMUNLA Bİ KELAMDA DEĞİŞMEDEN MÜMKÜN MÜDÜR?

yazar;baş katip ElifTir. 29 mart 2007

Türkiye Mizahçılar Oturbüsündeki karikaTÜRlerimiz.

Bir güzel gün başlamıştı yada güzel güzel bitmekte idi İstanbul'da minibüse yada otobüse yada toplu taşıma araçlarından herhangi birine binene kadar..Hergün binlerce insanın ecüş bücüş balıksal kılıkta istifsel seyahatgahları sırasında garipsel olaylar zincirini satırlara döküp yüzlerce halkayı birbirine ekleyebilirdik..malzememiz boldu elbette ama yaklaşık her seyahatte başımıza gelen bi kaç detaya doğru sizlerin dikkatlarini çekmek isterim..hep beni mi bulur böyleleri yada neden beni bulur böyleleri sorularına gelen cevaplarım aynı noktaya çıkan farklı şekilde söyleyişten ibaret bi kaç cümleden başkası olmuyor..

'senin kısmetsizliğin Elif,kader işte napıcaksın,bunlarda da hayır arıyacaksın,kör talih katlanıcaksın'

neden otobüste yada minibüste,midibüste,milimüstte,traleybüste,vb.büslü versiyonlarda benim yanıma hiç banyo yapmadan yaşıyormuşcasına başarı göstermiş kişilikte kimseler oturuverir?
Terle yıkanan kesim susuzlukta tasarruf mevduatında mı idi?

Yanıma istisnasız nefes kokusu kantarı bile yıkıp geçmiş ağırlıkta belki takma dişlerinden kaynaklı ağzı kapalı iken bile ağız kokusunu kulak deliklerinden otobüs atmosferine yayıveren,sürdüğü hacı kokusu ile ağız kokusunu güzel bir karışım eylemiş ama ağzını hacı kokusundan mahrum bırakmış takdir toplayan görmüş geçirmiş bastonlu dedelerimiz oturuverir..ki bunların kibar olanları bu çağda hala bez mendil kullanabilmektedir.terinide,afedersiniz başka tabiri yok balgamını da,sümüğünü de o bezde sentezleyip ayak üstü patlayabilecek tehlikeli kimyevi atık deneyi yapan,temizlikten ödün vermiyen ama benim kendilerine 'temizlik imandandır,sende bunu gayet iyi bilirsin hacı amca' ibareli ödülü vereceğim kimselerdir.dedelerin diğer kısmı ise işaret parmağını yolda yürürken burnuna götürüp hünkürt yöntemi ile rekorsal deneyimler edinen giness heveslilerdir.ki bunların boğazlarında öyle bir öksürük demeti saklıdır ki gafletle öksürdüğünde adamın içinden bir müddet başka göllerde saklanmış,izi yitirilmiş van gölü canavarının fışkırıp kükrediğini sanırız.bu olay sağlıkla iniltili olduğundan fazla bişey söylemiyor 'giness' kelimesinin ES'i ile derin bi ara veriyoruz..
ikinci yanıma oturmaktan vazgeçmiyen kesim, boş zamanlarında bolca kulak memesi kıvamı hangi ölçüt olur alanında ihtisas yapmış,hamur işini hammurabi kanunları ile yalamış yutmuş,basmada fistanlarıyla kendi ördüğü hırkasını yaz günü kombine etmiş,yeniden vurgulamak gerekmekte 'yaz günü!' olsa dahi ebruli sanatıyla çamur sanatını eteğinde boy ölçüştürebilecek kadar sanatsal çizgide başarı saklamış teyzelerimiz..Ellerinde her parmaklarına denk düşen fışırtısı bol poşetleri hakimdir.ortama girdikleri gibi meraklı gözlerle tıklım tıklım olan yerde dahi boş yer bakınırlar..sora bir gence 'ben yaşlıyım evladım,bak arabaya benim gibi yaşlı biri bindi,hadi bana yer vermen lazım' manalı vicdanen rahatsız edici bakışı atarlar..ki 'bana yer ver' cümlesini sesli de kurabilir biraz daha illetlik getiren versiyonları. elbette günün yorgunluğunda yada miskinliğinde yaşlılara yer vermeyi pek görev bilmeyen kafasını cama çevirmiş gençlik dahi bazen bu teyzeler tarafından dürtümlerle dikkat kesilinmeye çabalanır..son durak,ilk durak;kalan zaman,bulunan mekan hiç farketmez arka koltuğu beşlemek bu zehir akıllı teyzelerimizin fikirlerindendir.biraz tombik yada baya bi tombalak oldukları için 'kay evladım,biz hepimiz zayıfız zaten,5 kişi de otururuz' sloganıyla geldikleri anda eklemlerimizin baş kaldırma anını saptamaya çalışırız acaba ineceğim durağa kadar isyan etmemeyi başaracaklar mı? diye düşünürken bir yandan da matematiksel hafıza teknikleri ile beynimizi genleşirken buluruz.şimdi bu teyze normal bir bayanın 2 yada 3 katı versiyonu olduğuna göre bir yada iki kişi de poşetlerini sayarsak yani biz arka koltuğu kaçlamış olduk şimdi? hesaplarından boğulduğumuz an bu muhasebe defterini kapatıp yardımseverik damarımızı kabartmayı kendimize menfaat biliriz..'neyse teyze,siz rahat rahat oturun,ben ayağa kalkıyım en iyisi'..deyiveririz..teyzede;'Allah aşkına evladım,ölümü gör,seni rahatsız ettim otur!' demeyip fırsattan istifade yayılım ünitesine geçecektir.Ayakta iken araziyide sattık ama ortada menfaat namına hiç payımız yok şanssızmıyım,kadersizmiyim,enayi miyim ? derken gözümüze yeni biri takılacak ve yeni olaylara yelkeni açacağızdır.cam kenarındaki ojeli kız.birazdan ona camı açabilir misiniz?sorusunu soracağız..biliyorum ki herkes hevesle birileri bu soruyu sorsun diye beklemekte.işte bu kadar milletin kurtaracısı ben olacağım..sorumuzu sorduk ve ojeli bayan faaliyete geçti.iki parmakcığıyla narin hareketlerle camı itelemeyi dener.nerede ise bir parmağı iter iken dört parmağı aksi yönde diretmektedir.fizik kanunlarını altüst edebilirse küçük güç büyük gücü yendiğinde camı açma başarısını gösterecekti ama ileriki yıllarda fiziğe saçma sapan yeni müfredatlar icat etmemiş olayım hadi diye kanunları altüst etmekten vazgeçmiş haliyle 'malesef cam açılmıyor'adlı başarısızlık kokan cümleyi bize sarfetmiştir ama arkasında benimle beraber daralmış,takım elbiseli bey benim sorumun akabinde gelen hareketliliği gözüne kestirip cama arkadan el atıp hemencecik işte bu erkek kuvvetidir,fiziğim de kimyam da bayan kısmısından iyidir kanıtını yaparcasına camı açıverip beni sevindirecektir.ojeli kız; aman Allahım rezil rüsva oldum fönlü saçlarım rüzgarda uçuşup rujuma yapışıp tipimi kaydırmasın diye cama açılmıyormuş süsü verdim ama planım anlaşıldı diye utançla elleri ile yüzünü kapar iken bir yandan yanan kırmızı rengine dikkat çekiyordu.kırmızı malum uyarı rengi idi ondan uzak durmamız gerektiğini basbas beyan ediyordu belli ki.çünkü aç karnına helede sabah sabah bu tür bir bayanla karşılaşmak demek midemizi delen çivinin kaynağını bulmamız demekti.çünkü bu bayan sabah akşam ucuz bir parfüm fıçısında konaklardı..burnumuzun direğinin telindeki kuşlar çoktan göç ederken bu direğin kurtuluşu bu direğe bir mandal takmaktır şeklindeki ötümlerini sergiliyorlardı.


Neyse artık rahatlamış bir vaziyette serin serin rüzgar yüzüme üfülderken bir çocuklu anne çocuğa çok fazla rüzgar geliyor,zature olmasın mazallah şeklindeki ikazı ile ojeli kızı sevindirip camı kapama darbesini kafamıza indirivermişti..

Arkada zoraki de olsa yer vermem hasabiyle beni sempati edinmiş teyze;'1 tane uzatır mısın evladım?' şeklindeki cümlesiyle para uzatma gibi ulvi görevini de mavi gömlekli muavin ELİF'e yüklemiş olur.kimileri olamaz hemi de bir sürü çil çil bozuk para şimdi tutamam da,yere de dökülür bunlar bu kalabalıkta düşen parayı da bulamam,benden isterler misterler en iyisi dokunmiyim hiç,duymazdan görmezden geliyim paranoyalarıyla uzatılan paraları kale almama şıkkını seçerler..mesela köşedeki müzik dinleyen,cool takılan,yakışıklı çocuk.. onun için minübüs deryasında dönen paraların da hatta minübüse binen bakımlı güzel kızların bile önemi yoktu ..hayat belirtisine rastlanmayan bu kişinin ikamet bölgesi hiç kimsenin dokunmayacağı,özlenen sakin yolculuğun sessizce içine kapanık vaziyette sürdürüleceği içimin gittiği mevki idi.camdan baka baka seyreden bu şahsiyete bakar iken gözleri üzerime dikilmiş 'kıroyum hemde alnımda yazar 'adlı bir diğer şahsiyet dikkatimi cezbeyler malesef ki..'keşke arkadan uzatılan parayı direk bana uzatsa da azıcıkta olsa muhattap olabilme şansını yakalasam' düşüncesi ile elimdeki paraya herkesten evvel atlıyacak üsluptadır.o taht koltuğunun hemen yanında vezir görevi yapmaktadır.şoföre göre ters bi adamdır,oturanarla da yüzgözdür !!oturuş yönünden!! hasep ile..paraların yanında yolculuk boyunca konaçlıcak şahsiyet hemen otoriter bir rejimin ön ayak bekçisi kesilmiştir..!abla sen ver o parayı,ben sana şu kadar veriyim .basamaktan yukarı çıkalım.. abi devam..ağır ol!'...şeklindeki minübüsçülüğe lügatsal manada sadık kalan lisanı ile hemen ortama ayak uydurabilme gayretindeki insan işte..

Ve sonunda yanımdaki koltuktan bir bayan inmiştir 'hele şükür yarabbim ayağıma karasular indiydi yoksa eteğimde ziller mi çaldıydı,hangi atasözü buraya gider bilmiyom ama sana şükürler olsun bana koltuk gönderttin diye şükür aksesuarı ile donanırken benle birlikte yanımdaki orta yaşlı dinamik adamda da oturmak için pek hevessel hareketler sezegelmiştim.o an sen mi,ben mi?kim oturacak karmaşasıyla cebelleşirken sanki bana kalkmışta yer veren oymuş gibi 'buyrun' kelimesini kullanacaktır..bende madem çok heves ettin,içinden beddua falan haykırma yok yere,içinde kalmasın,otur da hayrını gör' diye sayıklarken sözde pek kibar beyfendiye sözde kibar (gerçi ben özdede kibar:P)'yok yok siz buyrun' cümlesini kurmak mecburiyetinde olacaktım..nitekim son uzlaşmamız ben bayanım elbetteki bana öncelik olacaktı hem fikrinde oluvermişti..

Lakin oda ne?yanına oturduğum şahsiyet yorgun,uyuyan bir kişilik değil mi?kafası üzerime ha düştü ha düşecek ha düşüyor köşeye de geçtim,adamı dürtmeden inememde,uykudan uyanınca ejderha ateşini ağzından etrafa yayacak derecede sinirli olanlardan mıdır acep,kendimi kapana kısılmış fare gibi hisseder oldum,hissiyatlarını üstüme üstüme salan günün yorgun işçisi..bende ona bakıp uyuyabilirdim elbette gözlerim hemencecik kapanmaya meğilli idi.muhtamelen yine tansiyonum düşmüştü çünkü zaten tansiyonum oldum olası hep düşüktü...uyuyabilirdim ama arkamda ki annesinin kucağında kimi zaman ciyak ciyak ağlayan her durakta hatta ilk duraktan itibaren bile 'az kaldı oğlum şimdi inecez,al şu bisküviyi,kırıntıları yerlere döke saça ye,yeter ki sus! şamarının yapıştırılacağı anı yaklaşmış velet; arkamdan başörtümü çekip eğlenirken ortada dımdızlak kalacam rezaletin divalığında taçlanacam dinamizmiyle başörtümü kollamaya çabalayan ve mecburen arkaya mümkünatınca dayanmadan kamburimsi makamda giden ben bisküvi yiyen çocuğun az sonra kusmaması için dua ediyordum..anneden yapma evladım ablaya dokunma cümlesini hasretle bekler iken içimden şeytansı birşey arkaya dönüp 'hanıme'FENDİ' bu marka size yakışıyor mu? çocuğunuza mukayyet olun,elimden bi kaza çıkacak,kaza bana bu kadar geliyorum diyorsa ve normalde kazalar geliyorum demiyorsa,elimden kaza çıkacağını biliyorsam bu kaza,kaza sayılır mı yoksa soradan kaza etsek kaza olduğu için kazalığı kabul olabilir mi?cümlesini yada ona benzer karmaşıklıkta saçmaca saldırılar sıralamam gerektiğini söylüyordu fakat iyi niyetli melekse az daha sabir,saiki,saüç..ha gayret şeklinde antibağırım faktörünü devreye geçiriyordu..burnu akmış ama silinmemiş,çikolata yemiş ağzı batmış ama silinmemiş,çocuk belli ki inşaat kumlarının içinde dalma,çıkma,batma tekniklerinin pir-i üstadı oluvermiş üstü toz toprak içinde ama silkelenmemiş..yani özetle her türlü lekeden eser olan çocuğa biri kaza ile kosla sıvı oksieyşın deneyi yapsa çok sevinecem demek ki bu annemiz A.F.(ANECİLİK FAKÜLTESİ)-ilgisiz anneler bölümünden mezun olmuş bir annemizdi..teşhisi koymuştum haliyle böyle bi annenin tam techizatlı donanım ürünlere vakıf olmayacağından kelli çocuğun kusacağı bir torbayı bile yanına yaren seçmediğine dair kalıbımı basardım.benim elimde bu zor ana karşı bir torba vardı ama bende laf olsun torba dolsun diye bu yazıyı yazarken talihsizce poşeti dolduruvermiştim..

Mekana son binen insaniyet bile 'görmüyor musun bee (şoföre ithafen)tıklım tıklım olduk hala yolcu alıyorsun'kavgalarını yapacak kadar yüzü bulurken akın akın gelen yolcuların isyanıyla kapı kapanmıştı..otobüsün merdiveninde dizişen insancıkların kiminin hala !aa bu biletli değil mi,akbil geçer mi,akbilim mi bitmiş inanmiiommm,daha yeni doldurdumdu halbuksa hayret valla,bu kutu akbilimi yiyo sizi belediyeye şikayet etcem arkadan akbil uzattım akbilim geri gelmedi akbilimi kim çaldı?! gibi kargaşasal cümlelerle tüğleri diken diken edip beynimi yiyiorlardı..kapanan kapı sesi ile yanımdaki işçi nihayet uyanıvermişti..ama malesefki ineceği durağı 1,2,3,30,40 durak falan geçmişti..düğmeye basmıştı ama kapı açılmamıştı çünkü kapı zaten yeni kapanmıştı..otobüs harekete geçerken büyük ihtimalle hop hop,şşşş,orta kapı orta kapıı,incek varr bağrınımları ile inme çabalarında idi bizede az daha bu çabalarından ötürü inme geçirtecekti..

Bu defa yanı artık boşalan ben 'ohhhh,az sonrada zaten ineceğim artık koridor tarafındaki koltuğa transfer olabilirim rahatlığı ile cam kenarına oturacak diğer otobüszadeyi fare kapanı lanse ettiğim öbür tarafa atıvermiştim..ben birazdan ineceğim siz geçin ünlemi ile!otobüszade diyorum çünkü o kazazededen bozma kelime bizlerin yolculuğu sırasında bize yakışan en güzel kelime oluyordu..bu defa yanıma her ay büyük olaSIKSIKla bolca ziyarete gittiği yüksek ihtimallerle bezenmiş mc donald's palyoçosunu çocukluktan beri hayret ki sempatik bulmuş,fast food müdavimi..yanımda beliren kişi kalorisi ile gözlerimi doldurduryordu az daha ağlıcaktım ağlamıyım diye bir diğer yakın fiili seçiyordum..kalorisi ile göz dolduruyordu..bütün koltuğu da dolduruvermişti..dev cüsseli,eli kolu bol kıyafetlerinin içinde seçilmeyen genç o xxxxxxxxx large kıyafetlerinin içinde kaybolmayı becerebilecek bir david coperfield hilesine sahipti.birde üstelik rapçimidir nedir,pek bi freeSİTayleee..ben coolum oturuşumdan bellidir bacağımı açabildiğim kadar açarım,yayıla yayıla otururum havamı da atarım üslubuyla benim bit kadar arazide seyahat etmeme neden oluyordu..araya siyasi sınırımızı belli edecek kırmızı hat,hudud çeksem 'ben renk körüyüm ki' anlayışsızlığıyla karşımda sırıtacak pişkinlikte idi..'heyy efendi efendi sizde de ne mabet varmış?' diye söylemeyi tasarlasam da bu iyi melek işini iyi yapıyor diye ona ödül olaraktan bu iyiliği de defterime yazmasına vesile olmuştum..ağzımı bu ortamda açsam soluyacağım karbon(X2 dio)oksitten eve az adım kala nalları dikmiyim endişesinle az daha sabrettim..

ve durağıma gelmiş olmanın sevinci ile sonunda ayağa kalkmışımdır..o kıro hala bana mı bakıyordu peki?gözlerimi ovuyordum ama malesef ki evet.ov kine ov!bu karikatür adam gözümün önünden gitmiyordu..işte bu benim talihimdi..taşıtta bulunan en kıro yolcu ile aynı durakta yada çok yakın duraklarda inmek zorunda olmak ve göz seyrinden onları bir an önce mahrum edememe zaruriyetine boyun eğmenin de zaruriyetini yaşamam vede taşıtın en yakışıklısının da mümkünatınca hemen ilk durakta taşıttan inip göz seyrinden beni mahrum etme gerçeklikleri..düğmeye uzanamıyorum keşke dedektif gedçıtçıtçetene de misali kollarım uzasa da kimseden yardım dilenmeden kendi düğmeme kendim bassabilsem diye boşboş düşünürken düğmeye basar mısınız kibarlığını da o kıroya yapmak zorunda kalıverirdim çoğu zaman..

ve kapı açılıp indiğimde oh bee! dedirten istanbulumun karbon karışık az da olsa oksijenli havasını ciğerlerime kavuşturduğum da bir yolculuktan sonra alınan bir nefesin bile herşeye değer olduğunu anlamakta herşeye değerdi,denen felsefesini yapabilmek bile herşeye değerdi derken bu cümleyi daha uzatmaya ve bitirmemeye bile değerdi..istanbulda taşıttan inebilmekte bir şükür sebebimizdi..bekleyenlere vardığımızda varılan yerde sarılan kucaklara büyük bir günde saklanmış değeri yeniden algılayabilmekti bu kelimesel süzgeçlerimden arta kalan..kısaca şu uzun yazı ile ilgisi az şu cümleyle bitiriyim bu yazı yolculuğumu...kısa yollar almakta bazen uzun yollar almaktır..

yazar; eve varan saadE.T. 13 EYLÜL 2007


[msn spaceler yazılarımı harcamasın diye uzun ve eski yazılar bile bu toplama kampına bi müddet aktarılmaya başlanmıştır.]

13 Kasım 2010 Cumartesi

NNNakışına bıraktım mimiklerimi...

sıkıldım ruh hallerimden pek azını çok az kullandım hemde hiç eskitemedim henüz gülmelerimi..neşe ile dans eden,bağırarak çığlık atan şarkı söyleyen kahkaha atan kimliğimi,birini alkışlayan yağcı tavırlarımı yepisssyeni ile geri teslim edeceğim günü gelince bana bedeni mi uymadı.bedenime bunlar mı uymadı....

ya daralmalarım bunalmalarım korkularımm sıkılmalarım duymak istememelerim hiçbirşeyi..bunlarsaa yaşlanmış duygularım mı?üzerime cuk diye oturmuş.forma misali hergün onlarla uyandım ben..ve şüphesiz yine sizinle dalacağım ebedi uykulara.

16 Eylül 2010 Perşembe

sinirli lam-elif-ba



eski bi lamba var gazlı,ama şimdi gazlayan yok onu hayatında,sönük kimseye ışık vermeden büyüklerin diyarında yani yadigarlar köşesinde bir nargile yudumlayıp iki öksürür gibi yaşlılıktan oturuyor orda..

birde bu çaydanlık takımı,antika işte..90lı milletin vitrin takıntılarında yerini mutlaka almıştır hacdan gelme benzer versiyonları..kömürle kaynayarak semaverde çay yapmak iyi olabilirdi ketıl denen varlık bize ketılıp katılmasaydı..ağır,zamandan çalar gibi suyu yavaşça kaynatır mikropları daha çok öldürürdük..türk aklı hatırayı işlevsel kılsa idi o tahtından onu indirirdik...mantıken bakır çok ısınmaz mı? süs mü bu yoksa sadece.süs köpekleri kadar uyuz o zaman.bi boka yaramaz güzeller gibi..hatıra ama hiç bakmadım bu zamana kadar yüzüne.evde inşaat var.atılacaklar atıldı bu yine sıyırdı..yerindende oynamadı kurulduğu yerde devam ediyor bana bakmaya ..benim içimi gördüğüm zamanla kararan bakırınla..belki sihirlidir bu lamba yada bu çaydanlık hiç tozunu almadım bugünde bunları keşvedeyim bakalım,ne çıkacak içinizden.

Alaaddin'in sihirli lambasından..Alaaddin mi beklendi..Alaaddin sahi şimdi nerede umarım iyi yerlerdedir..çünkü dedemdi o ..uçan bi halıya değilde eller üzerinde yeşil örtüsüyle uçan tabutla menziline vardı..ona hiç hatıra yazısı yazılmadı..sıkı rakı içerdi rahmetli..heh şimdi bi türk dizisi olur bu diyalog.saçmaca bi övgü ile rahmetlinin ardından bağdaştırır özenilmiyecek özelliklerini..ama öyle sıkı denizciden sıkı rakıcı olması şart gibi…sonrası mı Alaaddin ömrü boyunca evinde felç gibi..yiyemedi bi daha gönlünce tuzlu şeyleri…zeytinleri kaçırırdı gözle kaş arasında..hee zeytin gözlüler arasında zeytin kaçırmak daha mı marifetti..bazen yakalanmadı ama bana hep yakalandı..görmedim gibisinden davrandım küçük torun ses etmedi gördüklerine ama şimdi suçlu muyum…benim bile o tatlı koca çocuğa felçinden sonra bile içki isteyen azmine mi yoksa dirayetsizliğine mi acımak..işte o halde fıçı fıçı içkisini sunasım gelirdi..iyi bi insandı ve iyi bi dede idi iyi bi babaydı iyi bi kocaydı sırf iyi diye yırtmıştır belki dediğim,sadece kendine zararlı insandı..içsin nolur şimdi şarap nehirlerinden…yatsın nolur zeytin dallarına boylu boyunca ilelebet..bu dileklerle mi?Bir ovaladım lambayı (acılarımın ilk sancılarını henüz orda başlamadan tutmak için..)
İki ovaladım lambayı (bir şey dileyebilmek için,vakit olsun düşünmek için isteksiz şu kıza..)
Üç ovaladım lambayı…(gözümü açtığımda yeni bişey istemedim.eskiler yanı başıma gelsin diye,eskileri istedim diye,eskilerde yaşandı bitti zaten diye hiçbişey gerçekleşmedi yeniden)

Yani olay yine bizim hafızaya mı kaldı..

Tut elimi dedecik..ağır adamlarınla bir ayağını sürterek yürüyorsun,ayağında mesin var.geç kaldın namazlara ama felçlerden sonra o halinle abdest aldın ya.olur bence olur..dur üzerine bir ayakkabı geçirelim..şapkan var kep şeklinde Rafet el roman gibi senle bağdaşan.onu giy üşüme..gel çıkalım altunizade de gezelim..bak bahçemiz yine kocaman koşsam kaybolacağım bi labirent,ortancalar rengarenk.onlarda dolanan arılardan tırsıp kaçıyorum..site sakinleri seni görüyor.el sallıyorlar hadi onlarla konuş sen,ben tebeşir buldum.seksek çizerim,kendi başıma oynarım köşede,gözünün önünde.. abimler az ileride basketbol sahasında..canım yanlarına gitmek istemiyor pek kız yok bu civarda..ama duruyorum arkama bakıyorum balkondan annemde bakıyor…bide sana bakıyorum..annanem sana sesleniyor..köşedeki bakkaldan ekmek alacakmışız.ardıma bakıyorum evet hepiniz tıpkı o gün ki kadar arkamdasınız.rızıklar ortada kalmış.ve ulaşılmayanlar,isteksizlikler ait olmamalar onlar hala uzaklar..ben oyunlarımla kendi başımayım…ne çizersem onu oynarım.tembeşirimi kendi kendime bitiremiyorum.çember çizsem yamuluyor,dünya çizsem dönmüyor.adımı yazsam okunmuyor.üstlerini çizdim sinirle bende..attım tebeşiri üstünde zıpladım,hayal edilen bişey çizmedim bi daha..
O günlere dönsek yok yalancı olamam ..capitole alışverişe koşardık şimdi oralarda olsak evde annanemin diyetli tuzsuz yemeklerini o yaşta yemezdim fast foodçulara koşardım.sonuna kadar şu an sadıkhanede olması dilenen romantik anılarımda bile realist dünyamın zamansız konuşmasına sıçayım.yine yanınızda olurdum demek isterdim..şimdi altunizade de o sitede iş binaları var bizim huzur yerine ama meraklarımı hatırlatıyor yinede gelip geçerken..dayımın odasında kilitli yazı masasının çekmecesi..hep çok gizemli,minik canavar yiğenler tarafından kurcalanmak istenen..ve sürgülü kapaklarla gizlenmiş oturma koltukları,kapaklarını açtığında hep gazete çıkardı..latif dayımın kalemliğindeki tüm kalemlerin mürekkebinin daimen bitmiş olma nedeniyiz eskilerde..dedem iyi bulmaca çözerdi..çok zeki idi..arsa kazanmıştın bulmacadan hatırlıyor musun,antalyada ama biz tembeldik ya servet peşinde koşmadık kazanılan zaman gibi kaybettik kazandığımız şeyi.işte sen gibi çözemezdim bilmeceleri bulmacaları calalı culalı amburleylimleri ama senin doldurduğun gazete bulmacalarının ünlülerini tanınmaz bıyıklarla bezerdim yinede bilecek miydin?sol üstteki ünlüden bozmayı…resim kabiliyetimi bi kerede o ünlüyü bilme diye çabalayan uyuz çocukluğumun uyuz gayretlerinde geliştirmişim.mutfağa geçtim..çok küçük bi yer annem var annanem var patates kızartıyorsunuz,fırında tavuk ama nefes alamıyorum çünkü mutfakçığa ben bile sığamıyorum kapıdan.buz dolabının sesi ve kibritle yakılmaya çalışılan aygaz marka eski fırınlar belki davul tipli bile olanları.bir aspretör sadece camda dönüyor,fırıldak gibi kırmızı rüzgar gülü gibi…biri sesleniyor camdan cama..komşuymuş..burada herkesin her şeyden haberi varmış bize selam ediyormuş geldik diye doğrusu..banyo ve tuvalette zaman geçirmemişim galiba altıma mı ediyordum o zamanlar ki hatırlamıyorum oraları..ama sizi sevdiğiniz yerde yaad ettim işte bu defa..bu lamba bu çaydanlık sizden hediye değil ama size götürdü beni..o günlerime.şimdi içine 3 kulhüvallah attım 1 elham.. demlenmeye bıraktım beklide ruhunuza ulaştırır içersiniz bi yerlerden.şunların sihri değilde insan ruhu denen en büyük sihir,en büyük gizem sizi yeniden istetir ve her halukarda var edebilir yanı başımda..dilekler karşılıklı ulaşır en iyisi ile.çok dilersiniz ya yaşlılar berhudar olduk,ya su gibi aziz olduk mu ?.

Torun tombalak bi Elifiniz toprağa dönmüş elinizi öpüyor...

1 Ağustos 2010 Pazar

klav-ye daha doymazsan beni yeah!



herşeyde anlıyorumda bir seni sende anlamıyorum ya
bir bilgisayarın tuşlarında anladım dünde seni
control c ile kopyaladık durduk hafızamızı hep yapıştırdık geçmişi yeni temiz sayfalarımıza
delete'le sildik geçmişimizi
kimi zaman caps lockumuz açık kaldı, biz büyüdük.
kimi zaman caps lock kapalıydı birilerinin yada birbirimizin gözünde sürekli küçüldük.
bi kaç yön var gidilecek yaşamımızda ya sağdır ya sol.biliyorsun işte burada hep zıt yönlere basmıştık.
yada yukarı çıkarsın yahut bir iniş yaşarsın
okları takip ederken dikkat edeceksin
nereye varmak istediğine göre önce karar biçeceksin.
ben hepsine birden bastım bi gün merak ettim neresidir olacağım yer diye
4 yöne bassamda yine ileri yönünde gidiyordu yaşam hızla zaman gibi akıyordu adeta.

space ile koca boşluklar yaratırsın dünyamıza
uzay gibi adından ötürü boş evrenler
bu defa parmak ucumda değilde ayağımın altında hissedilir kadar hissedilmez bişeydir o boşluk.
parantez tuşlarını sevmiyorum içiçe olmayı sevmediğim gibi kimseyle.
ve noktalar güzeldir ünlemdeki dikkat diyeni hariçse tabi
print screense son yüz ifadeni hafızama aldı şimdi ise silemiyor herşey errorlarda takılı kaldı..

yazan mı? hayatının inT.ELL işlemcisi..

18 Temmuz 2010 Pazar

konuşan çerçevelerimde konuşan çerÇEVRE(M)dekiler




bazen ben kendimi hatalı hissederken resmine baktığımda sinirli olurdun
gülerken ki resminde bile asılırdı dudağından görünen küçük dilinin suratı bile,suçlusun sen derdin
bazen ben kadar ağlardın sanki o kahkaha atarken ki resimden bile ki
üzülürdüm gülerkenki gizemli hüznüne seni teselli edesim gelirdi
bazen küsmüş gibi kalakalırdın saatlerce değişmeyen bir ifade ile
küstün mü derdim niye böylesin değiş derdim,
ben seni değişirken görmek isterdim
daha çok odaklanmaya çalışırdım o yüzden resmine
şaşı baksam resmine şaşır mıydım,bi gün konuşur muydun ya
yok olmadı değişmedin aslında sen resminde bile değişmedin.
resminde değişmen mi özünde değişmen mi zordu daha fazla ölçmedim ikisinin imkansızlık eşitliğini
gülüyordun bana kahkahanda alay ediyordun aslında en baştaki gibi en sondaki gibi çok çirkin gülüyordun artık ve hep ama.
o inci dişlerin sarıymış meğer.ağzın salyalar akıtıyormuş,kaşların birleşik miymiş
gözlerin çapaklı,saçların kırık,alnın çok çizgili,burnun temiz değil,sakalların batıcı,gözlerinde fer yok,dudakların beyaz.
demir eksikliğin mi varmış.bacakların çok uzunmuş,gövdense kısaymış..terliymişsin bile.bir kötü koku bile geliyor burnuma bakınca.
kulaklarımı tıkıyasım geliyordu dayanılmayacak sessizlikte kötü yankılanan cızırtılı kahkahalı görüntülerine.
çirkinleştin sen.
ve ben senin resmine döktüğüm göz yaşlarıyla resmini eskitiyordum ya hani kendi gençliğimle beraber
aşınıp resimden kaybolacak yüzünün gününü bekliyordum.
yüzsüz olduğun için asıl fotoğrafına bu raddeden sonra bir çerçeve bakmak istiyordum.
sende ağla benle diye gözlerinin altına iki göz yaşımı akıtıyordum da konduruyordum duyarlı halini çiziyordum ya
bir gazetedeki bulmaca köşesindeki bayan ünlüye bıyık çizmek gibi yakışmayacak kişiye bir hal yakıştırma eylemlerimiymiş bu.
inandırmak için kendimi birşeylere tüm bunları yapıyordum işte
ve uyandırmak için kendimi tüm bunları kendi kendime yaptığımı yazıyordum işte


bazen bir süre sora bakmakta acı gelmiyormuş cismine
bazen bakmakta tatlı gelmediği gibi,tatsızsın artık..
yada manalı bakmıyormuşsun aslında belki körmüşsün bile bakmıyormuşsun zaten gözlerin yokmuş onu gördüm.
zaman manaları öldüren en büyük tek manalı ebedi şeymiş, bir tek bu konuda konuşuyormuşsun aslında
bir tek edebiyat tüccarı olmamı sağlıyormuş resmin
bazen ilham veriyormuşsun bazende tümden ilhamımı alıp satıyormuşsun..
her seferinde aynı şeyi söylüyormuşsun
kocaman hiçliğini anlatıyormuşsun yokluğunu sadece resimdeki varlığınla kanıtlıyormuşsun
sadece bir resimim diyormuşsun.varım diye bağıracak bir ses desibelin bile yokmuş.neden öyle duyuyordum bunca zaman peki?
-yokum diyormuşsunn yokum bu o yüzden sana ancak resimden bakıyorum.
peki anladım seni resim ve cisim..anladım ama şimdi geç mi oldu saat?
-yok hala erkendir anlayamayışın ölmeden,belki yine çaban olacak anlayamamaktan anlamaya geçmek için bile daha çok erken çünkü yine anladım sanan sen resimdekinin cep saatini sormuşsun.
orda saat hep iki evet resimde yani,sorduğum sorunun cevabı tutsun diye aslında
bana saati söylüyorsun diye konuşuyorsun orda benle yine de diye hep ikide soruyorum sana saati.
ben delirdim mi sence..yok fotondan konuşsan delirirdim ama henüz hala delirtemedin beni.
en çirkin halinle bile bir gün beni fotoğrafından dahi olsa delirtmeni bekliyor olacağım.iyi geceler diyorsun şimdi sanki gözlerin süzülmüş resimde.beni artık dinleyemiyorsun.o halde tamam yine uyuma vaktimiz geldi.sanada iyi geceler boş çerçevemm.

yazan;ağır bi metanE.T.

19 Haziran 2010 Cumartesi

dalga geçmekse denizime mahsus



yağ ve iltifat cümlelerim çalışmıyor ve ben geçen günleri hiç sayan olmadım
bugün şunun,yarın bunun yıldönümü diyemeyeceğim hiçkimseye
öyle kız tayfasının etkiliyici görünen adetleri olamadı diye ,
bende ehemmiyetliklerimi başka yollarla vurgulamak istesem de anlaşılamadım
şaşkın suratlarla 'ne garip kızsın sen!' dendi,sevinsem mi şimdi bilemedim garipliğe.
garip bi his işte bu hissettiğim desem evet garip kızmışım o zaman derim hak veririm yine size.

sevdiysem çok severmişim ki hep çok geldi,artıkları sakladım kendime
ama sunduğumla bile herkes doydu kalktı
sakladıklarımı ben keyfiyetle yiyemedim ama savurdum ardınızdan,eksik kalmış boğazımı düğümlemiş izlerinizdi
unutamadıklarımı da yuttum sonra kustum
kustuğumu her sabah ezanında dahi uykuya dalamayan huzursuzluğumda yatağımdaki üstümden kalkan ağır yorganlarıma sildim.
hasretlerimi ve kendimi aslında hiç hatırlatan olamadım
kaygılı değildim unutulma ihtimallerime hep eminim diye başımdaki olumsuzluklara
işte bunun için bile sevme beni bir gün bir daha rüyamda bile bir başka çağda..

bankta otururken gelirsin yanın boş mı dersin
en son o banka koydum hayallerimi bana göre dopdolu yani
sonra banktan rüzgar savurdu denize ve dalgalar bir ileri götürdüyse iki geri getirdi
kıyılara çarptı durdu,tanınmaz oldu hayallerim
her hangi bir yüzü yoktu artık ben gibi sende tanımayabilirdin.

derken bi esintide yakalıyorum,eski bi parfüm;demode ama anı kokuyor.
hayatımın o günleri için pahası pahasına epeyce pahalıya satarım,tabi bir daha havada o kadar kolay yakalarsam eğer.
nasılsa bende kalır çünkü değerliyi sevmezler,almazlar sattım ama benden başkası almadı derim kendimi yine enayi hissederim.
ama tek bana ait diye bi işe yaramasada enayiyken sevinebilirim.

boş bi gardropta dolu bi çanta var
deprem için mi diyorum?hazırlıklısın ya hep.
evet bizim depremimiz için diyorsun..
yok yok ben bavulunu değil mananı aradım aslında
bavulunu buldumsa da mananı bulamadım diye sen gitmeden önce de,gittikten sonrada söylemediğin şeyleri bile söylemişsin gibi yazdım
sana bi mana kattım kendimce.
yazılarımda sen olumsuz tarafsın can sıkarsın ama o kadar manalı olmasanda sonunda yine de sadece sen haklısın ve kendince de hep öyle kalacaksın.o yüzden beni konuşturuyorsun ya hala bi çaba sadece sen çok hak-sız-sın dedirtmeye.

6 Mayıs 2010 Perşembe

d.alış,k.alış,ç.alış,s.alış (bazı fiillerden sonra hep sonunda buna da alış diyorlar.)

önce alıştım varlığına
sonra alıştırdın yok olmuş var görünen haline
sonra tamamen yok oldunda öldüğüne alıştım
alışmalar arasında çalışmalarda iken ben,
şimdi geldin mi yine varlığıma alış diyeceksin sen..
ve bu döngü böyle sürecek..
Allahtan bu döngüye de alıştım ölürken ben
sen herhangi bişeyime alıştın mı ki hiç daha önce
şimdi öldüğümü yadırgamadan,zorlanmadan öldüğüme alışacaksın he?
sen şanslıymışsın..

18 Nisan 2010 Pazar

(man)(evi)(yat)(evi)



bir cisimle başlar varlık öyle sürmese de maneviyat.etkileniyor elle dokunulmayandan gözle görülmeyenden kulağa gelmeyen yeni ve eski tüm seslerden elde edilemeyen herşeyden hatta herşeye kanaat etmeye niyetlenip bir tek şeye bile sahip olamamaktan hayatta.

napalım unutmak dediler insana hediye ben şaşırmıyorum artık her insandan bana gelen kartsız paketsiz süssüz püssüz aleni hep aynı hediyelere..

her geçen gün her geçen gün her geçen bir diğer gün geçmez olur bir hayli geçmişken zaman aslında..geçmez geçmez diye diye geçiririm günleri.geçer geçer derken avuntu bi yandan geçmez olur yine gerçeklikler..

mutsuzum demiyorum daha mutsuz olmayayım hissetmeyeyim diye ama mutluyum sanıyorlar susuyorum diye
mutsuzum diyorum belki çokta inanmıyorlar geçici sanıyorlar
ama ben epeydir mutsuzum ya mutsuzum niye bundan ben eminim bu kadar diyorum.
mutlu mu görünüyorum mutsuzum bilin artık..
oynamıyorum toplum oyunlarını artık yansısın mutsuzluğum.
ben gibi olmak isteyenler varmış hala beni yanlış tanıyan gören beni mutlu sanmayın..
bilmiyorsunuz.bilmeyin.

neye niyetlensem istediğim gibi sonuçlanmıyor dilediğim gibi olmuyor.hayallerim çöp kutusunda idi zaten oradan karıştırıp geri alabilirdim tek tük bişeyleri işe yarar yapabilirdim ama şimdi çöp tenekemi de götürmüş çöpçüler hayatımın bütün çöplerinin arasına yeni ve son kalanları da dökmüşler.bulmam mümkün değil sizi artık o çöpten dağlar arasında...durumumu idare edecek taakatimi bulacak sineklerin üzerime uçuşmadığı bir temiz hayale dalmış taakatli kız kalmadı.nolcak bilmiyorum hiçbişeyle uğraşmak istemiyorum..niyetlenemiyorum da çünkü epeydir dayanan halim tükendi en güç-süz-üm artık dediğim noktaya sonunda vardı.bıktım gitmeliyim..

9 Nisan 2010 Cuma

köre kırmızıyı anlatmak



zamanında beni hakir gören kalpler
şimdi beni sevmeyi öğrenmiş
güzel..sevindim ben ölmeden beni anlama şanslarının doğduğuna
bu kozun bu kadar çabuk elime geçiceğini tasavvur etmemiştim
eskiden insanları sevmek ve sevmemek konusunda netçe kararlarımla çok iyi idim
ama zaman bana tiyatroyu öğretti ve sevmediğim insanlara onları seviyormuş gibi davranmayı çok iyi öğrendim
er yada geç bir kalp kazandırdığım o kalbe sağlamken iyi baksınlar sıkı tutsunlar onu
çünkü bu defa ben o kalplerini paramparça edip ellerinden almak için uğraşıcam
ki eski elifi anlasınlar
bir düşmanın seni vurduysa ama sağ bıraktıysa
sen onu ikinci teşebbüsüne kadar gözünü kırpmadan öldürceksin
intikam sırası bende benim hayatımı çalmış ikiyüzlülere ayna olma vakti
ne pahasına olursa olsun sezarın adalE.T.inin vakti
hakim kıyafetimi giydim
şimdi gereği düşünülen planını yaz kızım!

biri mi bağırdı arkamdan türk filmi sahnesi mi bu..(ellllif dinle benii lütfen sandığın gibi değil elif gerçekten!)

ben bişey sanmadım ben bişey görmedim bişey duymadım bişey hissetmiyorum
ama sen bişey sanmışsın kendini ve durumunu
bişey görmüşsün olan durumu mesela yanlış yorumlamışsın ki doğru yorumlamak için uğraşıyorsun şimdi
bişey hissetmişsin koşmuşsun arkamdan gelmişsin ama ben hissetmezken gelmişsin
duymuyorum ben mesela hissettirebilmen için duyuları duymuyorum
köre kırmızıyı anlatacaksın hazır mısın,sabırlı mısın?
ben zaten duymayım sanmayayım aslında
öyle bi yaşa istiyorum ki sen sandın mı bende sanayım zaten sen duydun mu bende duyayım
her işi sadece sen yap ben gittikçe tembelleşeyim
sen gördün mü senin gözünle göreyim
ayrıca bişey görmiyim başka bişey sanmıyım
senden ziyade anlamayayım beynim çalışmasın bi öküz bi mal olayım.
zaten malsam dahada kafasız olayım.
anlamazsam üzülmemem diye bu denli üzülünce üzerim çünkü ben.
üzümezsem daraltırım olmaz mı?
sen açıklamaya çalışma ben açıklama beklemeyeyim yada anlamaya çalışmayayım
sen kendinden emin ol ki ben sen olayım senin uzuvlarınla yaşayayım
ve içimde şüphesiz anlayışlarla hem seni var edeyim hemde kendim var olayım.
belki kişiliğim hiç kalmasın ama senin öyle öyle büsbüyük olsun ki beni de senin kişiliğin idare etsin.

ne istiyorsun hala seni dinlememi mi
(yerden bi taş buldum elime aldım gösterdim) külahım bu al bunu dedim
bu benim taşa döndürdüğün kalbim buna anlat derdini eğer yumuşatabilirsen söylediklerinle o zaman kapıma getir bunu
göreyim o mucizeyi ve kahrolayım o kelimeleri neden ben dinlemedim de bu taş dinledi diyim
kafamı taşlara vurayım samimiyetini taş kadar duyamadığım için
ama eğer yumuşatamazsan bu taşı o zaman anla ki seni duymuyor anlamıyor bişey hissetmiyor buz gibi elinde sıcaklık yaymıyor
yumuşatamazsın bu kalbi artık..
bi işe yaramayan taşı başının üzerine koyarsan o vakit dua sebebi olabiliyor mezarlarda
başka bi işe yaramayan ağırlık veren bu taştan kurtuluş havaya fırlatıp bi tekme vurmak
ama farkedeceksin ki o hissiz taşa vurduğun an koca bi sancı vericek..
ve yalnız artık senin feryadın duyulacak
taşın gittiği menzilse önemli değil artık
gittiği diyarda mutluluğu mutsuzluğu yeniden hissediyor mu mühim değil
çünkü artık bir çiçeğin yanında da taş o.
bir kayanın yanında da taşken bile başkalarının yanında küçük kalan özüde sözüde taş kesilmiş bi taş sadece.

4 Nisan 2010 Pazar

şirkE.T.i hayriye



şirkE.T.i hayriyeye sözüm vardı yazılarımda kendisini konuk edecektim.zira mevzu deniz ve gemilerse hemen bir romantik içerik aranacak değil mi yok canım ben şaşırtmayı severim peki romantik değil diyince akla niye komedi o zaman diye bir kanı geliyor yoo oda değil tek düze olamaz mı sana bişey hissettirecek diye bir husus yok ki sadece birine verdiğim söz yerine geliyor.

alalade desene diyorsun alaladesss ne demek bile bile bilmem bili bili gitmem..

şirketi hayriyye haydi çifte telliyee yaşı gelsee elliye diye şarkıya uydurulabilecek güzel bir isimdir.şirket münasebeti ile gayet kaliteli ve batmaz gemiler olduğu hissini vermesi insana pek bir güven sağlamıyor mu doğrusu..şirket yapmışsa iyidir valla.ulan ya don şirketi yaptıysa..o zaman bu gemilerde ajdarın don don kon şarkısıyla yolculuk etmek lazım..

hayriye ne demek hayırlısı demek bindik bi alamete gedeyoz gıyamete denen bir durum mu ne..batmaktan korkan batmanız,peki batmamak için ne kadar şişmeyiz bunu merak edipte bilen var mı..hobisi kendini şişim şişim şimşirtarak gezinenler bilirler

hayriye denince akla Nabi ve onun oğluna ettiği hayriye nasihatları gelir ki bende bir kondurayım tüm oğlum olacak oğullarıma.yine nabi yüzünden oğlum kabul etmem gereken kızlarıma

İslâmın beş temeli(!)
Oruç bir rahmet sofrasıdır
Kabe yoluna git
Malını muhtaçlardan esirgeme
Misafire ikram et
Yaptığın hayrı başa kakma
İlimlerle kendini donat
İlmi ehlinden öğren
Dilinde ve gönlünde Allah olsun
Her gördüğüne istek duyma

demek ki şirketi hayriye neymiş önemli değilmiş beynimden çıksın yetermiş bize gelen manası ile daha çok neler neler anlatmaya çalışırkene yerin dibine batıp yardım isteyemediği helpsizliğinde boğulması tarihsiil olarak önemliymiş.

dedi-kodu dELYkondu..



dedi-kodu denen şey birinin içinden atmaya çalıştığı gocuuuman nükreal yüklü bir zararlı enerjidir evvela.amansız ve acımasız gerçekler barındırır ilk evresinde
sora başkalarından eklenen katma değer vergileri ile acımasızlığın katları konusunda çarpılmada hız kazanacaktır.muhtamelen birilerinin duyunca üzüleceği hissi veren bu gerçekler 'aman zımbatın kulağına gitmesin' mantığı ile gerçek üstü karika-türlü bir insana anlatılagelir.nitekim o vakitten sora bir anda kaçak bir dedikondu kısmının ilk katının inşaası tamamlanmıştır.

kelime başka bir kısımdan da hecelerini bölerse asıl manaya erişebilir.
kari-katür.(nitekim dedikoduyu sadece karı kısmının yaptığını öngeren kahvedeki çay içim insanının istisnasız tüm gününü siyaset belgesel kültürel ve sanat bale ve opera konularına ayırdığı aşikar olan öbür bir cins için)

haberi duyunca üzülecek kimsenin duymaması için gerçekten çok çaba harcanacakmış gibi bir çalışkanlık vardır görünürde ki gerçekten o kadar çalışırlar ki o hariç herkes o gerçeği duyabilir.

dedekondu masalları son evreye büyük ihtimalle birinin kırdığı pot sayesinde ulaşır.gerçeği duyan kimsenin böğrüne bir şey konar ama barbar konan birazda konduran olmak istemiyle bu evreden sonra dedikodunun kaynağını aramaktadır.foyasının meydane çıktığını anlayan dedikodu peşmergesi gerilla taktiklerini şimdi tiyatro ile sıvazlayacaktır..

-aşkonsun sömsöreyyaa ben sana kırıldım hakkımda şöle böle demişin..
-sana kkaşkolsun asıl benim ağzım var dilim yok ayol..görmüyon mu önümde asılı yazıyı dilsizdir yardım eyleyin..hem kimmiş o ortalığı karıştıran bakim kim söledi sana benim bişey söylediğimi derken dedikodu kimsesi de hıncını alacağı karikatürümtürümsürünsüyü aramaktadır.işte lafın böylelikle kimden çıkmış olduğu bu soru ile tespit edildi emin olun.

bu baştaki enerji böyle dağılır insanlığa ve rahatlanır herkesin birbirine girme evresinde ay ben onu demedim,ben şunu demedim sen ona bunu niye dedin niye yetiştirdin sen beni yanlış anladın sen beni bilirsin zaten ben öyle insan mıyım,hem ben niye diyim ki beni ne ilgilendirir ki,..senin iyiliğin için söylenmedi senin iyiliğin için gizlendi senin iyiliğin için söylendi dostunum diye ağzımdan çıkıverdi falandı filandı herkes yardım panayırına açtığı dedikodusu ile sevap hanelerine bir yanına bol sıfırlı hane atma peşinde sanırsam ki.bu dillerine kanat takmış meleklere çene bazında yetişemiyorum doğrusu

artık güvenilmez insanları anlamıştır enerji sahibesi fakat o enerjiyi içinde tutabilmeyi öğrenememiştir ilk duyduğu haberde yine birinin üzerine bişey kusacak aman bi daha birine bişey söylersem iki olsun zaten hep ben kötü oluyorum nedense diye de cevabı bilinen bir soru sorma garipliğindedir iki kişinin bildiği bir sır değil diyorlarsa iki kişinin bilipte bilmiyormuş gibi davrandığı şeye ne denir?denebilir..denir mi ki en iyisi bişey dememek..

yine sizin sayenizde bir delelekondu,bravo..

14 Mart 2010 Pazar

denişimli dönüşümlü dövüşüm..



yıllar sonra bir gün dönmüş olup demezler mi şöyle çoğu zaman çoğu kimse bize..

ben değiştim eliff(beklenti)...
Eliften cevap;ee napim değiştiysen?

e sen değiştin de ben aynı mı kaldım kardeşim.bilirsin hayat görüşlerimiz çok farklıydı anlaşamazdık senle.şimdi sen değişince bi nebze elifin mantığına yakınlaşmışsın diyelim..e bende değişince eski senin duyarsızlığına yaklaştım diyelim..yani bu durumda rolleri değişerek eski zamana geri dönmüş olduk sadece.sen ben olabildin bende sen.yani yine anlaşmak söz konusu olamaz.eski halimle derdim ki keşke şu konuda biraz farklı düşünebilse birazcık değişse anlaşırdık belki ama kendimin sabit kalacağını düşünmüşüm herhalde..ama öyle değil değişim her ikimiz içinde var olduysa fikirlerimiz yine karşılığını bulamaz çünkü bu defa sen benim durduğum yerdesin bende senin durduğun yerde oyuncular aynı iken sadece yer değiştirirken oyun yine aynı oynanacak yani.yani ne yapacağız hayat silleleri ile değişmek zorunda kalmamış insanlar bulacağız kendimize ki biz günden güne değişirken karşıdakinin sabitliği ile bir günde olsa ona ayak uydurabilelim..şimdi o yüzden aynı hatalara ben değiştim diyerek beklentilerine karşlık beklemekle neden olamazsın çünkü bu defa ben neden olmuş olurum bizim neticesizlğimize..

haa ben her konu da değişebilirim ama bi konuda değişmeden sabit kalabilirim 'sen değişemezsin,değiştiğine inanmıyorum'.değiştiğim en büyük nokta ise 'değişsen de değişmesende çokta umrumda değilsin'..

def E.T.!

7 Mart 2010 Pazar

yeni dergah kurdum tumblr'da ey cemaat.



dünyaya saplanan şarapn.ELL

buda adresgahım ee buralarıda kapatmadık zamanında demiyelim.buralar sora para eder meder.torunlara siteler inşa edelim de sittin sene onlarda bi köşede siterler.(down babında)

http://eliftiryankey.tumblr.com/

6 Mart 2010 Cumartesi

sömür'GEN'i..



..
tek kelam etmiyeyim etmiyeyim derken bile ettim.
pek lüzum yok sana, pek luzüm yok
( 2 zikredişle kelimemde ü ve u yer değişirse dikkatin dağılır mı yoksa toplanır mı denedik?)
yani sözüm varken karşında ne kadar da yok?
gözünde olanlarda pek gözüm yok..
paramda yok,pulumda yok..varsada hevesim yok.hevesim varsada sana yok,hevesim arsada harita yok..harita varsada bana yok..
solungaçım yok ama.. sen solundan solundan gaçtın ya hemAN bu yanımdan ..ama ben sağa ne dedim?..
sazan gibi atlayamıyorum toprağa.. dalamıyorum hayale hayaldende gerçeğe dedim mi dedim.çünkü ben zaten gerçeğin çemberindeyim kestirme denilen uzak yolu sevmedim.
sezer gibi başkan olamıyorum iyiki dedim mi dedim.adımdan kaybettim bu sezgisizlikle onun gibi ferdim mi ferdim.. neferdim.. sen bana ne ferdin?ben sana ne ferdim.. sen benden ne aldın sen benden ne çaldın..
hakikatte çiroz olup adı TOMBALAK GÖBEĞİBÜYÜK olanlardan..midesini cepte taşır mide adını kulağına fısıltıyla çöp koyar sorada cebinide,çöpünüde taşırır olanlardan mıydın ne?
çalıcı idin..alıcı gözle bile bakamadan..
realiste liste liste.. bir gram yok yağ ona buna.
kimse yok yaa ondan haa..
yoksa art niyetli beyninde çenende durmaz..
sevmedim seni onu,bunu,kimseyi ..başta sevdimse sonunda sevmedim önemli olan sonlardı.. ..
herkes kötü.herkes iyi.herkes orta işte diye.
bende kötüİYİorta işte.ama bitişmiş o kelimede en azından ortası iyi olanlardan işte..
hatalısı var hatasızı var.hatadan sızısı olmayan var.
yüzü kızarmayan var kırmızı yüzlü olsa bile kızaramayan var kız arasada bulamayan var....
kötü taklit yapan var.taklit denileni zaten kötü bulan var.gerçeğini anımsatıyor diye taklitle avunanı sevineni var..maskeler diyarında. bense maskları eledim..yalın yüzümü bile törpüledim..
işte bu taklit en büyük zamane taktik..zaman geçti tiktak dikkat dikkat .dik kat kat.. bu dünya evinde kaçıncı kat?..şimdide mARKAMda taklim
arkaMda nefsin..

malesefsin esefsin kınanacaksın..kınalı ellerle..yada bi yerlerle..

bir kat aşşağıda yatıyorum amma herkesin başına ekşiyorum
geldim bide kendim için zevkime öldüm.ölüm kelimesinde doğdum en çok onu sevdim..sevilmeden yaşadım sevilerek gömüldüm..
kendim yemdim gördüm..uzak uzak gönüllere döndüm..öldüm öldüm diye lafımı bÖLDÜM..
sevilen mi oldum hatırlanır oldum kıymetbildin şimdi.çiçeğim mi varmış toprağıma gömülü
senin hediyen mi kurtlarda cabası.. arılar mı hediyen..senin olsun
serin mi oldu rüzgar mı geldi mezar başında ceryan mı çarptı..aman allahım
yaşamda buymuş merak ette çatla..hakkın mı vardı bende diye cevaplamadan ben mefta..işte meraklarının cevapları muamma.
kısacası bu alem seni yaktı kavurdu..
cehennemin dünyanda sense hala hangi havada vaad edilen daha sıcak cehennemini bekliyor ben zannediyorsun hawaiden yazıor..?

yazılarım anlamsızlaştığında anlıorum ki hayatımda çok mana var yazılar alaca bulaca olacak kadar karışıklığım var..ama çözüm ne zaman.. belkide en karışık noktaya vardığımda.en karışıkken noktaya vurup kaldığımda.

YZN;eLLahza tiryaki ve kalemiti jeyni..(kalemimin ismi )

Upzüğürtünel (apzürtünel) Bozukluk

öyle olaylar yaşadım ki ve birgün negatif perspektifle doyum salgım kafi deyip peçeteye ağzını sildiğinde;

bir veled-üyya velede matem pusulalı yaşam için ölümü anlatmak zorunda olmak ve anlatmayı istememek kadar gizli huzursuzlukdur içimdeki..

şikayetimi anlatacağım hipokrat yeminine saygının bir usulca şekevalli kapı tık tıkından olduğu kimseye;sayın doktor piskolog bey ve hanfendiye itimhanfen,itihafen,ittihafen,ittifaken ittihaken....

şikayetçiyim DOLDURR BEYY!! dolduruşuma gelme ama..

ah bu işkillenmeler! onlar benim hayattaki her işimi kille kirlettiler..sinsiydiler...

sayın DOSTKAR BEYY!
zekanın yüzde doksan kusuru; bir kemirgen ÇELişki..'çALış kii çelemesin bir daha' kulaktaki gayyip fısıltı işte bunu diyor.. yahu sende bişe fıssslat vuslatıma..

sayın DAVVUL BEYY!
çıkmaz sokağında insanların müzikalitesinden kaçıp yerin dibine çöküp kurtulan bu şansla..
bahtı açık mı kara mı denilen yerin dibine girerken düşündüren kötüden kötürüme götürüm...
buna inanmak bile bir tekerlekli sandalye eğlencesi duyarsız insanlardanken ben elim kolum sağlamken

sayın DURDUR BEYY!
aklımın coğrafyasında bir tarlada işçiyken
her gün ana dilimle seni unuttum okuma yazma bilmezken
yalnız kendi benimin seniyken..
bipolar bozuklukla B tipi kişilikle F tipi ceza evimde yaşarken
elektroşok elene elene gelse birgünde bedenime diyor musun benim gibi bir hasta ile cebelleşince

sayın DUMUR BEYY!
şu devri devirilmiş imPARAtorİÇe paralarla kor içe içe şimdi edindi agorofobi..
tut ki ben bir ölsem öldüm bile sen çaremisin şimdi bu ölüm bozukluğuma ..

sayın DELETE BEYY!
insomniaaaa! diye çağırılan uykusuz ben..histiriyonik bir mekanik
sence buna ve bana daha ne kadar dayanirik?
sıfatsal şu üstteki komutunla hemen yazımı tümden silsen belki sevinirdik..

sayın DOĞRU BEYY!
halim yavandır,yakardır,yarardır,yanandır,yazardır,yalandır,yamandır,yaramdır,yarandır bu kadar şeyken çözmezsen iki elim yakandadır..

sayın DOĞAR BEYY!
pisiiiikiyatriiiiiiisssss yunan mısın bre benzer teodorakissssss
kisses seni alnından bu narsiss

sayın DOMDOM BEYY!
korkularım fobiler mağrası..ama şimdi mağaraya mağaza açtım, mazallah sanada satıyorum al yeterki.. pazarlık edebilme fobimde varken beleşten kapta götür bu bedenden..

sayın DOKUZDOĞURAN BEYY!
ah nüktedarlar daralmadan sana derdimi açayım derman bulayım..

sayın gözleri DOLAR BEYY!
koşullanmalarım..en çok koşanlarım..
kuşak çatışmalarım anamla babamla onla bunla..

sayın DOZ-ALIR BEYY!
liderlik tam bi serserilik
madde bağımlılığım atomun başlangıcınla bana serum edilen
manik depresif psikozlarım, nanik nanik diye seslendiğim sinir bozucu kozlarım
motivasyon bozukluklarım,kafiye tutturamamazlıklarım
müşteri psikolojim satarken dahi daha fazla muhasebeci

sayın DÖVER BEYY!
obsesif kompulsufluğum yada bütün psikoloji okumuşcasına sunacağım terimlerin bütün kelime içindeki bozukluklukları.. bilmiş tavırları..

sayın DÖNER BEYY!
sinirlilik kanımdan akar ilik ilik
saldırganlık yok o kadar -ganlık hecesinin olduğu kadar alınGANLIKımda

sayın belki bir gün yeniden DOĞAR BEYY!
ölüm ve kayıplarım kaçıncı bölümde ayıplarım?
savunma mekanizmalarım,savrulma frekanSIZMAlarım,sızım sızım sızlanmalarım
sınav kaygılarım,avımda aygırdır algılarım,suçluluk duygularım,uçuktur ama kızarmış sucuktur acıkınca gece tutturduklarım,yeme bozukluklarım

sayın DUYAR BEYY!
trafik psikolojilerim patlamış trafo tamirlerim
besmelesiz yemeklerim..

sayın DONAR BEYY!
tükenmişlik sendromum tükkan senin diyen öz kuramım

sayın DOYAR BEYY!
mutsuzluğum,umutsuzluğum,udsuzluğum,susuzluğum,luğumsuzluğum
utangaçlığım ulan gaçlıyım? diyen yaşlılık veryansınlığım
unutkanlığım kurutKANlığım evt bu sayede serin kanlıyım
üstbiilişim fuarında metacognition en son teknoloji yalanlarım
yalnızlığım,farksızlığım benden beni çıkarma işleminde elde yine bana kalanlığım
yorgunluğum,horluğum,zorluğum, bazen ondan bundan kalma geçmez yüzümdeki morluğum

sayın TOKtur BEYY!
zaman yönetimimim travmaları işte sadece bu kadarcııkk

sayın YOKTUR BEYY!!
daya şimdi karbamezapin,lityumlar.nöroleptikler ve antidepresanlar ama benimdir bana çare sendende ilacındanda ziyade..

PSİKOFOBİDE YAŞAYAN ELİFTİR.. ODA SİZDEN BİRİ SADECE BİR PSİKOLOG FOBİSİTİ..(belkide anlamamanız için yazıyorumdur)

dELLY'nin oda orkestrası



bir orkestra şefiyim
üzerimde karalar,jantiyim bu gün yine,parlıyor siyah rugan ayakkabılarım
gözlerim kamaştı toz kondurulmayacak yüceliğimden..
bir ilkim yine bayanlığımla ..çok konuşanlar orkestrasına şefim bugün..
gerile gerile geldim sahneye..
fragımın arkasını uzun yaptırdım neden mi?
bi yerim kalkık dolaşırken o bi yerimi saklasın diye
bu arada gizli mütevazilikle kendimi yeniden yücelttim..
(he en dibe itilemeyen dip not ; zaten sen hiç arkası kısa yaptırılmış frag görmüş,duymuş muydun daha önce ....hadi hadi adapte sorunu yaşama alış artık bol parantezli yazılarıma)
ellerimi kıtırdattım..
ve şimdi sopamla diyorum ki dikkatlere; 'aman ha not zeval' ..
NOT'A' masama 3 kere tık! tık! tık! başlıyalım şu müziğe artık!

kemanlarım çalıyor inceden gıy!gııy!gııyy!
ÖYLE güzel çalıyor ki ÖL! YE!
ne o çirkin mi geldi,dur dur, bu daha satırdan sese geçmemiş;ağzımla satıra döktüğüm şu tezattan doğurduğum akor sesim idi..
duyan var mı heeeeey duyan var mı sonatımı?
son ATı mı duydunuz mu,gördünüz mü?
koşuyor işte burada sizler için son sürAT...
arkama bakamam bulunmaz hint kumaşı giymiş halimle,bu burnu kalkık havada iken ses verin..
ses veriyorum dedim başlarken ya...şimdi ses istiyorum dedim..
lütfen demeye alışık değilim şefken..
emirimle idare edin..LÜTFEN!..
birileri bana baktığını söylesin ordan yeter ...
mikrofon ayarları mı bozuk..
sahnenin perdesi mi kapalı kalmış ..
playback bandımız mı kopmuş backte bi yerlerde..
backle backle düzelir birazdan elektirikler gelince....
tamda ben konser verirken elektirik kesilir
konser olur konserve ama konserve olmuyor bi türlü kon.serveT
(neyseki sanatı para için yapmıyordum ondan bir satır dışında moralimi maddiyatla bozmuyordum)..
kaldırıyorum bunu buzdolabının en ücra köşesine ..
buz gibi yürekleri donduruyor bu seslerim diye..
nerde akın akın insanlar hani..
halbuki bende izlenecek kadar akım pakım öyleyse akım akım bakın! bakın!
yoksa hiç bilet satamamış mıyım..
insanlar yan salonda neyi seyrediyor..
rekabette yine ezilmişmiyim?
reytinglerde yine yerde mi sürünüyorum...
ne bu sessizlik müziğimin içindeki neeeeeeee?..
alkışlasın birileri beni alkışlasınlar artık ,büyütsünler artık insanlar arasında küçük kalmış benii ..
yoksa ben büyütürüm işte böyle beni..
ama yanlış büyütüyorum baksana egoyla büyüyorum L.EGO ile oynuyoruz diye mi ta küçükkenden....
yok mu yardım edecek..
yok mu bir seyircim
bir alkışçım benim şu dakika dilenen vasıflara geçmiş sanatıma
kendi içimdeki sesler mi anca bu yönettiğim yoksa
kendi kendime işittiğim sonu gelmeyen notalarım
sonunda bir ES payı verdi birden camdan ESinti geldi diye mi bilmiorum
açtığımda gözlerimi
bu beyaz odadaydım
neden beyaz
beyaz bir hiçliği anlatıyor henüz hiçbirşey yok..
bir umudu,bir hayal dünyasını ortaya koyabileceğin her yer beyazda başlar
renkli boyaları süreceğin bembeyaz bir tual..
kıymetli dizelerini,satırlarını,yapıtlarını yazacağın bomboş bir kağıt..
banada bişe hayal et diyorlar işte burda.
elleri kolları bağlı iken bile hayal et bişeylerini..
düğümlü kollarımla
en marka yapmış vasıflı delilere ender üretilen gömlek ve ben..jantiliğimin esas yüzü bu ne yapayım yani...
herkese tahammülsüz gibi görünsede deli gömleğine tahammüllüydüm.tahammülümün gerçek yüzü bu gurur duymayım mı yani.
karşımda bir ayna
beni yine yalnız bırakmayan bakışlarda konuşuyor...müziğimi bölen suçlu o..
bir seviyorum bir sevmiyorum onu..
kendi benliğim diye seviyorum,başka seveni olamıcak diye seviyorum..
sevilmeyi hissetsin az buçuk diye seviyorum..
hep bakıyor bana orda sevmiyorum işte böyle anlarda
işte kırıyorum onu müziğimi bölen saygısız bakışlarda diye
ve şimdi o bir bakan,bin ayrı parçadan bakıyor bana..
elifler bölünüyor aynalarda
içimde paramparça olmuş elifle bütünleşmiş görüntü bu ha keza
ağlıyorum odamda bir o vardı orkestramda
birde sıkıldıkça metalleriini kemirdiğim üzerinde uyuyamadığım yatAK..
korkuyorum ondan korkuyorum oda beyaz diye
korkuyorum ondan hayallerden uykulardan korkuyorum diye..
gerçek uyumamakta diye uyumadım günlerce
ondan şimdi kelepçe ile bağlanıyorum bu yatağa bu gerçeğide o yerde sızıp kalıp görmiyim diye
bu parmaklıklar ardında herkes hayal et diyor,o zaman güzel dünya,
uyu masallı masalsız,zamanlı zamansız..yeterki uyu..ve gerçeğe göz kapa..
ama hala uyumuyorum aklını yitirdi deselerde halbuki ben aklımı kolluyorum bitmez gece bekçiliğimde gece çalmasınlar onu diye..
yine başladı o artık kopması gereken gıcırtılı tel gıygısı..
şimdi rahatsız ediyor demin huzur veriyorken ah aslında bu bişeylerin kaygısı..
tını mı tını tınıdık olabilir ama tanıdık değil bu çalan..
şu bana açılmış demir parmaklı pencereden bakarken ben,o müzik şimdi değişik çalıyor halbuki yine şef benim ..neden karıştı bu denli müziğim.
bu notalar,bu yapıt,bu ses karmakarışık şimdi bu bu evet sen.çünkü bu senin sesin,bu senin sen.fonun,bu senin sen.fon.in..
bu odada yalnızlığımda senin sesin bana çok çok uzakken uzakta iken (senfonOUTken) senfonİNimde (taa içimde böyle ızdırapla işte)..
hayır hayır sessiz ve hareketsiz kal yine..bir orkestraya iki şef olmaz.
istersen ipteki cambaza git eşlik et orada oynayabilmen bile daha mümkündür..
ben istemedikçe bozuk plağa mı alıyorsun
ne başa sarıp duruyorsun
tekrar dinliyorum rahatsız etsede lanet olası ritme böyle sayende alışıyorum işte ..
benden daha mı iyi çalıyorsun ne..
dayanamıyorum benden daha iyilere.
ilk anda kötü demem çok iyi olduklarından korkmamdan zaten hep..
çalma artık çalma ..çalma dedim bir inat..oh iyi oldu şimdi
gidip kopardım tellerini,gidip patlattım davullarını.. zurnaların deliğini tıkadım.yılanlar şimdi vızır vızır çıkamıyor sepetlerden sayemde..
yeter çalma diye diye akorları bozdum.. korları bile yaktım.
ve çok yoruldum bertarafım sahneme oturdum
biri bile dolmamış konuk koltuklarıma baktım
heryer boş ama protokolde biri var hemde ayakta alkışlıyor
kim ki karanlık orası seçemiyorum
nolur düşündüğüm kişi olmasın derken yine olamaz o yine işte ben...
son sözüm sana bu odada benim şeff.benim dedim bennn.. boşuna kendimle delirmedim.
daha fazla konuşmaaa orkestramda..daha fazla ilham olma şu or..KES..dramında..


bugün 24 eylül melül melül bu boş satırları yazdı ELÜL..

erkeklik kaideleri



sevgili kan emicilerle ilişkili dramlıculalar;

bir kızın sana saygılı davranmasını istiyorsan ona bolca küfür et ki
sana örnek bir insan olma çabası ile sana tek kelam küfür savurmasın

bir kızın sana bağlılığını sürdürmesini istiyorsan sen ona bağlı olma ki
o bağlılığınla sana örnek bir insan olma yolunda ilerlesin

bir kızın seni beklemesini istiyorsan sen onu bekleme ve beklemelisin de deme ki
o ümitsizlikte bile her şartta sana bir insanın diğer insanı bekleme dirayetini sana gösterebilsin

bir kızın sana dürüst olmasını istiyorsan sen ona bolca yalan söyle ki
doğru yolun gerçeklikler ilkesinden geçtiği konusunda sana örnek olma yolunda kendini paralamaya devam etsin

bir kızın senin ona olan sevgini merak etmesini istiyorsan ve çokca seni seviyorum ifadesini sen duymak istiyorsan
eskisi kadar seni seviyorum cümlesini zikretmemeye başla

bir kız tarafından sarılınmak öpülmek korunmak kollanmak istiyorsan ona sarılmama yolunda çaba harca ki insanlar sana sarılan seni kollayan olsun..

bi kızı hayatından öyle çabuk çıkarabil ki senin hayatından çabuk çıkmama gayretlerini onlar göstersinler...

tamam tamam bunlar bizi geliştiriyor
sizleri hayatta kişiliksiz yapar iken ama
hayır hayır ilişkiler bu kadar özverisiz karşı tarafın çabası ile yürüyecek bişey değil bunlar sadece sizin erkeklik kitabınızda yazan yanlış kaidelerinizdi..

kopan iplikte,kolpa diklik,kafaya diktik.


BE-TERS BÖCEK;

öyle dik kafalıydım ki sürekli yaralandım..yaralardan sora diktim durdum kafamı .sonunda diklim baş duruyordum diğer insanlara karşı ters duruşum bu durumumdan..

aşk kuaförüne gittim bişeyler kırptı kalbimden sağdan aldı soldan aldı derken yeni bi model sundu şimdiki modaymış bu kalp usturayla sıfır numarada..şık mı dersen bence rüküş ama rahat mı dersen çok rahat..

yzn ;elAF yok!

h.üzmez beni artık bu hüzünler,süzer seni süzüm süzüm son sözüm



sesi gidenlerin anısına

kanlı kulaklıklarımda,zehirli müziğinizle dinledim sizi,bir ölüm şarkısı dinlettim şimdi de end olsun diye yine nihavENDD makamımdan;

koşup,kayıp,kırdım yanaklarımı
bir daha ruhuma gideni öpmesin diye başkaları
kovulmak artık bu dizedende,adı kovulasının kaderi bahtı
son kez ardına baktı
hiddet mi vardı, şamata mı,kargaşa mı vardı,anlama kavuşturulamayacak anlamsızlıklar vardı..
yaşlara kan mı karıştı?
yürüdü bu kan davası,aldı başını ,yaşımca kanım oldu şimdi..
ama şu yalnızlık edebiyatını anlatmaya çalışan;
onları alıp alnına sadece süs olarak yapıştırdı..
kanılarım,tespitlerim,hepsini tespihe gömdüm.
sabır suyuna benzin katıp yaktık..
sora yanan ateşi,buz tablalarının arasında nefessiz bıraktım..
sönsün! sönsün!sensin yanan!ateşin sönsün!
demekki ne yanmalara,ne yanan bişeye alışık değilim
güneşe gidenler varken güneşten kaçacağım her kıyametimde.
ışık istemiyorum ben,yarasa misali karanlıkla yaratılanlardan ben..
git dedi kovan ses; git başımdan!
bu kapıda aralık ayını çoktaan geçti.
rüzgarlar deliğinden bile esemiyor sana...
ama içeri girsen;sana,kendine zararlı fırtınalar esiyor..
peki dedim peki..son kez kovulacağım hudutlarda dolaşıyorum
sattın mı bütün arsalarını? sat! sat !
içindeki arazilerden üçe beşe kalmasın.
ne varsa alsınlar senden,sen işleyemezsin o bahçeleri
çünkü kendi arazine dahi bahçıvan değilsin
senin bahçıvanlarına bile şekil veren benim dedi benliğin..
bahçıvanım hep bahçesinde bekledi ama hep bi kepçe .çiçekleri tamda ekecekken...
kürek yedi,balta yedi,kazık yedi,kaçtı bahçeden şimdi.
halbuki dediler ki neden sattın arazilerini? (kim mi dedi?)
içimde baş kaldıran; aha! yine asi bir elifler cumhuriyeti
bu çokca medeniyetten yoksun olmuş,medeniyeti kurmak; çok kolay..
bir o kadar yalnız,bir o kadar ucuz, yönetici ve yönetilen;
işe yaramayanlarla yarayanlar aynı devlette,yine aynı kimse ; bir tek o elif.bir tek elif o..(elif bir ve tek demek ya o o aslında..).
bu cumhuriyet ne kadar ileri gider ne kadar geri ??
asıl benliğini bilmeyen her benlikli küçük küçük,küçük görülen eliflerle.
kendi içinde acı çeksede,müttefiksiz ayakta kalır mı artık?..
kalacak..kalacak yeri olmayana kadar hiç değilse toprak anada çadır kuracak..
ben ancak ondan kovulursam artık atık olmuş çatır çutur gamlarımı yemem
'kovan kovan ballar içinde erisem! çok tatlı bi ölüm olurdu..'
işte şimdiki manam bu..
'kovanlar arasında eriyorum' ama tad bulamıyorum..
son söz; tmm tmm tek kelam etmeden daha gidiyorum..gitmem istensede istenmesede git diyen dudaklara hay hay deyip kafa sallıyorum..
ama tek kelam edebileceğim tekrar ümid edilmesin

..işte ben asıl o zaman dönüş biletimi yırtıp giderim....

07 eylül 2008 pazar saat:17:37
yazan ;bu dünyada sadece bir E.T. parçası..

EN -kaz' sensin..




ah dünya ah dünya
yanıyorsun gazın mı çok
sönmek için dönüyorsun
ne için ne için yar dönüyorsun
ney sen niçin için için yakıyorsun
çalınınca beynimden niye vuruyorsun silah mısın kurşun musun kulağıma
mevlana mevlana niçin yar sen dönüyorsun
dünya döndükçe anlanır mıydı sen döndükçe birgün dünya durulurda durdurulur muydu
ya bakma yar sen bana bakma yanıyorum yanıyorum başımdır bu sora yanarken dönmeye başlar döndüğünde yanar..
yar dönme yar dönme gittin gidiorsun madem dönme...
yaşamın kıyısındayım yaşamın kuyusundayım
onlar döndükçe aşık olanlar döndükçe..
ölümün yarısındayım
bu diyardan usanmaktayım
toplumlar geçti
yaşlar geçti
bir ömür geçti
bir kalem geçti kağıttan
ne darbeler vurdu bana sana
senin sözlerin bana hep bomba
ve sayenizde hep bir devir enkazdır bu dünya.
şimdi dönmesin hiçkimse geriye bitsin artık bu dönence..

ELLA KUYUSUNDAN ÇEKTİM..

ELY'NİN BİR ZAT'A ELLYİM MÜTEŞEKKÜRÜ.

.
daha çok şiir yazmak ;bazen daha çok acı çekmek demek..
daha çok şiir yazmak; bazen daha çok özlemek demek onu,bunu,herhangi bişeyi yada kendini...
daha çok şiir yazmak ;umutsuz anında bir umut arayıp bir kaleme sarılmak demek. işte o kaleme sarılmak için yine en dipte olmak gerek her kelamın en öncesinde..
daha çok şiir yazmak 'beni anlamıyorlar'dediğin kişilere inat onlara anlatmak için kendini paralamak demek...
daha çok şiir yazmak daha çok mahzun bakmak demek hayata ,hayattaki her kareye ..
daha çok şiir yazmak daha düşünceli olmak demek her adımlardaki detaylaraa..
daha çok şiir yazmak ruhu doyuruyor sanarken dahada acıktırmak demek bu leziz maneviyatla bir diğer maneviyatı..

bilmemki şimdi tüm bunlardan sora kursam mı ki sana 'işte böyle nice nice şiirlerine!' diye bir cümle ..tebrik ederim şiir alanıda dahil hayattaki her alanınızda başarılar dilerim.

(çok eskilerden BEN DENİZ..E.T.)

e'nin çöken geri dönüşüm kutusu..



Beş kısımlık bir aşk bu,eğer aşksa bu,beş kısımlık bir yükseliş,bir iniş devri,bi çöküş devri ki iyi ki Osmanlı bura da kurulmadı...

Birinci bölüm.gıygıy..vuruldum ben sana ayı bu ayda korku çoook.heyecan çook.utangaçlık çok çekinmek çook.beklenti çokk umut çok huzur çook her şey bol kepçee.beğendi mi beğenmedi mi sevdi mi sevmedi mi karşısının kendinden öneminin daha fazla olduğu tek ay bu.. şüpheler,kaygılar en azda güven çıtası ve en yüksekte. Dengesiz bolluktan. kalp titreşimleri keman trıng dınk trıng tınk)drıng drıng dın dındın dırırın..

İkinci bölüm..at koşturma ayıı sevdim be en çok seni sevmişim be annemle tanış babamla tanış ağabeymle tanış herkesle tanış..seviliyorum çok seviyorum evlenmeyi düşünüyorum...at koşturma.dındırı dındırı dındırı dındırı

Üçüncü bölüm noluyoruz ayı..aldattın mı sen beni ilk defa gönlümü mü kırdın bana bağırdın aşk olsun sanaaa ayıı bu ayyy düşüşe mi geçtik olmaz senle bi hayat zormuş be bu hayattt..kahretsin bu ayııı ..sorasında özür ..hadi bir geri ..bir adımda ileri bir adım geri bir adım ileri aynı yerden geri geri geri..

Dördüncü bölüm..daha neler artık e pes yani devri bir kere aldatılmamışım ki defalarcası olmuş..bir kere affetmemişim ki defalarcası olmuş.hala mı ben hala mı o,herkes mi hayatında biz yokmuyuz aslında hayatımızda..Çemberimiz genişlerken mide de genişti o ay..sabır çoktu karşı da yoktu..ne olacak yani bitecek elbet hadi kızım hadi zorla şu kendini gördün yeterince ihanE.T...

Beşinci bölüm..elveda elveda sevdiğim kanlı yaşlar akar durmaz yıpratır karşısı putperest gibi duruyor duruyor şaşırıyorsunnn..donmuş kalbi o sıcaklık gitmiş idareten kalırsan kallll gidersen gitt bitersen bitt hayat boş diyor aşkı geçtikte beni avutması bile yarım ve yalan kalıyor..beden şimdi çökmekten çökELEK oldu.

10 TEMMUZluydu ayağıma yapıştıydı kaydımdı düştümdü gradadımdı daşdımdı..

sadece kafa sallama mac-KİN-E-siyimdir.



ekmek bulamıyoruz ama elimizde pasta var..doymak mı sadece amaç o zaman hadi en lüksü ile doyalım
değerli değersiz kıstaslar matinemizde zaman makinesi icad oldu mu derler e zaten ben senin zaman makinen.
ben geçmişini hatırlatmıyor muyum gelecek hayalleride kurdurmuyor muyum?
çayın demirime zararı neyse sende o bilardonun meşur kara bağlamış 8 rakamlı topu.
çok mu uğurlusun çok mu uğursuzsun pek bilmiyorum oyunu bilmediğimden
ketılda su kaynattım sana gelde poşet çay içelim.tadsız dokusuz ama sadece içme hissi olsun diye.
tembellikle çalışkanlık arasında giden ben çay içebilecek kadar hala çalışkan..
bak şimdi ben konuşurken bile dökümaNTARİgibi türediler...
tamam önerdiklerinizi yapıorum tamam..babanne bulduğun bilmem kimle evlenicem tamam senin için yazları ağvaya gezmeye gelicem.
tamam arkadaşım dergine yazı yazıcam tamam diğer arkadaş sitene editör olacam
tamam gruba çağıranlar grubunuzda keman çalıcam
tamam baba tekrar össye giricem masrafsız bi yer kazanıcam
tamam baba tamam bi yandan senden harçlık almadan desteğiniz olmadan iyi bi yere girip çalışıcam
tamam insanlar tamam bi yandan evi temizlicem..
tamam eski sevgililer sizi unutucam..
tamam arkadaşlar kimseyi takmıcam hayatı yaşıcam
taamam seni de arıcam çok zamandır ihmal ettiğim
tamam dualarda seni de unutmucam tamam
tamam para harcamıcam
tamam çeyiz denen o şeyi yapmaya bende kendimi zorlicam
tamam anne tamam senin istediğin gibi dantel kaşkol örmeyi bile bi gün öğrenicem
tamam tamam tüm bunları yaparken nası olacaksa ben ben olacam
ricalarınız bitmiyor.
tamam tamam dinledim yeter ben hiç birini aslında yapmıcam

MADENİ PARA attın mı suya.bi dilek tut diyorlar ama nereye attığına bakmadan tutuğunu.
o pastayı bulamayan ekmeğe saplanmış mum kadar püfffsün hayallerim..

(bu ara değil eski arşivsELL yazınlarımdandır)

sat-ılık lık lık..

E.T.NİN KOPUĞUN İLAN MECRASI




SATILIK KALPLER VAR UMUTLAR VAR DOSTLUKLAR VAR ALAN VAR MI ?

(farkındayım cok alan olucak cünkü herkez satılmısları kullanıyor hayatta ) biraz reklam lazım tabi doktordan desem yeter mi ki?..çok vurdum çarptım gömçürdüm ama tedavi ettim sürekli..tedavi olmaya alışmışlıktan doktor olmuş kendi kendine..

tüm maskesizlere..



StELLA diye biri yazmış..ondan alıntı.nereden kaydetmişim hatırlamıyorum belleğimde kalmış.hoş bir yazı,kendi bölgeme de kaydedip paylaşmak daha çok hatırlamak istedim....

"...kendimi pek sevmem. yapmacigim! ne sizin dusundugunuz kisi, ne de olmak istedigim kisiyim. toplum icinde bir maske takarim ve boylece kimse icimi goremez! bu benim soytari yuzumdur!! sizi mutlu eden birseyi soyleyebilirim ve sizinle mutlu olurum.

sinirli misiniz? ben de sinirliyim.
bu kadar benzer olmamiz ne ilginc degil mi?

ben mutsuzum, ama bunu size soylemeyecegim. sadece sizin hislerinizi olcecegim bana sempati duyana kadar... siz de ayni sebepten dolayi mutsuz olana kadar!

zeki misiniz? guzel, ben de olabilirim! ben de o kitabi okudum ve o filmi gordum! ya sizin o sevdiginiz sarkiya ne demeli? ben de ayni sebepten dolayi seviyorum! zeki degil misiniz? oyleyse ben de degilim. lisede matematik derslerini cok seyrek gecerdim. ne kadar aptaliz, oyle degil mi?
sizi sokakta gorursem hatirlamayabilirim. eger benim icin o an onemli degilseniz unutulursunuz. eger sizi hatirlarsam saklanabilirim ve boylece konusmak zorunda kalmam. eger planlarimda yoksaniz ve benim icin birsey yapamiyorsaniz, aklimda sadece bos bir cizgisinizdir! soyleyecek hicbir seyim olmaz!

sizin dusundugunuz kisi degilim ben! sizin oldugunuz kisi olmak isterdim. cok cesur olmak isterdim!! ama siz bunu bilmezsiniz! yapabildiginiz herseyi ben de yapabilirim! biraz daha vahsice ama! gulebilirim de... fakat icim korkunctur ve siz bunu da bilmezsiniz! sizin dusundugunuz kisi degilim ben!! sizin yerinizde olsam beni sevmezdim! sizi icimdeki aciyi hissetmek icin kullandim. sizi benim icin iyi seyler dusunmeniz icin...
sizin yerinizde olsam beni sevmezdim. sizin dusundugunuz kisi degilim ben!

hicbir zaman benim yasadigim hayati yasamayacaksiniz!
hicbir zaman beni gecenin ortasinda uyandiran hayati yasamayacagim!
siz savasmaktan vazgecmis gibi gozuktugumu soyleyeceksiniz!!!....."

18 Şubat 2010 Perşembe

BU SARAYA DAİR ÖNSÖZÜMDÜ...



Aldım tacımı kuruldum taht-ı bahtıma,
seyrE.T.tim rELAxistandaki son seferlerimi,
ihtilafları geçtim de hadi,
ittifaklarımızla linç edilmişiz..
Yüzüğümden çıktı bir zehir,
kavuğumdan çıktı bir hançer.
Sen hükümdar iken kardeşsiz kaldın,bu nahr-ı neharının içinde sebebi idare-i mutlak idi...
Bir fermanım var.Kulak verin!
Kafa kabaksa bize kavukta biiir,altın taçtaa bir!
Ne kırmızı halılar,ne ipekler ne de saraylar var gözümde.zaten derler kral çıplak.
Velhasıl-ı kelam benim devlE.T.i ebed müddetimde zerdostların kellesi kesile,yemek lazım onları epeyce gayretle,zindana düşüp yenmeden önce...(yönE.T.!men)

minimalist olunur mu doğulur mu?



En sevdiğim dünya kişiliği ama olamadığım.. yalın ve sade,reklamsız az ve öz.abartısız.bulanmadan,boyanmadan,en gerçekliği ile,tüm çıplaklığıyla,en acısıyla ve en tatlısıyla.övgüsüz ve görgüsüz,kibar olmadan kabada olmadan tutarlı ,yapmacıksız.olduğu gibi..çoklar olmadan azlar da olmadan.renksiz bir renklice..o dünyayı istiyorum..

'minimalizm' en sevdiğim akımdır.bu devirde hiç akmıyor,akamıyor diye..özleri kaybettik gözlerimizin önünde..göremiyoruz sadece sadelikle...

ELEnktrink.

Direnç buysa direndim devrelerim yanana dek.temel elektronik labratuarı dersinde direnci yakmıştım ben ilkten becerememiştim deneyleri ağlamıştım sinirden çıkan dumanla kıvılcımla.herkes yakıyordu bişeyler ama yaktığı dirençlerle dalga geçiyorlardı ben kocaman yaşımda hüngür hüngür ağlamıştım çünkü diğerlerinden çok çalışmıştım yakmamaya..sora en iyi notla geçmiştim hırslanıp..dirençlerin direncini iyi ayarlamayı öğrenmiştim.onları ölçen aletleride yakmıştım sürekli hangi malzeme varsa yakmıştım bedeller ödemiştim ama her yaktığıma.gidenin yerine yenisi gelmek zorunda idi çünkü..ama sonunda kimseyi yakmamayı başarmak vardı..

kendi yanmış direncime baktığımda ölçecek ohmmetrelerim yok voltmetrelerim ve ampermetrelerim..sadece yandığımda yandım sinyali veriyorum..en son taakat raddesi neresi bilinmiyor o yüzden deney sonrası rapor yazılmaya zorlansada bomboş bir kağıt veriliyor.her deneyde başka yanıyorum her deneyde başka nedenlerle yanıyorum bazen çok direniyorum bazen hemen patlıyorum alsalar bu devrden beni başka daha dayanıklı sabit fikirli sabit kişilikli bir direnç taksalar diyorum...

doğru insan ve doğru elektrik derler hep..neyle ölçüyorlarmış onu afedersiniz bu insanlar fizikten bu kadar anlıyorlar da ondan mı başarılılar bu derste.akımın yönünü,doğru akımı nereden biliyorlar?akım(n) edilen yön çıplak gözle görülüyorda benim gözlerim yeterince soyunmamış mı?ondan mı ben göremiyorum..

boşvermek buysa çalıştım üzerinde herşeyi boş verince sana,sende dolular hediye etmedin tabi iyi bi yöntemse bu.ucuz olsada.hediyeleşmesiz.karşılıksızca mahçupsuzlukla..ne alırsın ne verirsin tabağını dolu.paylaşımsız.kimse aç mı tok mu bilmeden uyusanda kendi karnını dinlersin sadece sen toksundur her gece ama gözün açtır azalar kişiliğinden ayrı çalışıyorsa.bir birlik yoksa vücudunda kalbinle beyninde gözünle kulağında hatta avret yerinde bile farklılık varsa.ben bencil değilim diyemezsin.bir bütün olamamışsın ki gözün bencil değilse kalbin bencildir.

kör olmaksa oldum görmedim hiçbişeyini.hiçbişey olduğunu bile göremeyen cinsten oldum mesela..casper hayalE.T.ti sevimli mevimli görünürdü ya..ben hayaletleride göremiyorum.hayal edemiyorum sizi artık.sevimli değilsiniz diye mi?.

en iyisinden sağırlıksa yine bende..duymadım duyduklarıma inanmıyacağım diye..yada bu defa inanılır da en acı haberleri duyarım diye kapadım yandaki delikleri pamuk yetmedi ama ne bulduysam kulağıma tıktım ve bu defa ikisini tıkadım bi zamanlar birinden girince öbüründen çıkma diye temkinliydim şimdi çıktıysan bi daha içeri girme,kirlenirsin kulağımdaki duyduğum oraya yerleşmiş kulak kirlerine dönüşmüş haberlerde..

uzaklaşmaksa gitmeden bi yere terketmeden bir şehiri terkettim bile dönmeden dolap gibi eski mevkilere dünyanın öbür ucuna gittim.hatta bir günde yaratılan başka bir dünya idi.o dünyaya ilk ayak basan insandım.bomboştu o diyarlar daha keşvedilmemiş yerlere gittim tek başınalık buysa evet sularda çıplak yüzdüm..ama arkamdaki köpek balığına da yem oldum..korunmadım kollanmadım kaçtım huzur bulunacak yerde de balta girmemiş yerlerde de baltasız olmuyormuş huzur yine yiyecek bişey varmış beni anladım.beni yiyen köpek balığı kendimdim.

sabır buysa sabrettim son zamandaymış meğer en büyük sabır.ölmeden önce ruhunu teslim ederken çıkan ruhun acısına sabretmek gibi son ve büyük bir sabırmış..

değişim buysa değiştim 3 aydır çay bardağında sıcak bi çay içmemiştim..hep büyük fincanda sallama içerdim..şimdi kendime demledim..özlemlerimde de değişim var sevmediklerimi özlemişim onlarda da çok iyi yönler varmış onu farkettim..porselen fincanda içilen çay bana ferah gelirdi ama ferahlık değilmiş aradığım küçük cam çay bardağında uzun süre kalan bir sıcaklıkmış...işte kendine özveri ise artık kendime çay bile demliyorum

tuhaf ki tasvirler ekliyorum yaşantımdaki her kareye sürekli o zaman üzülüyorum ben hep böyleydim çünkü böyle olmaya devam ediyorum tüm değişikliklerimden bahsettikten sonra değişemediğim noktalar özüme varıyorsa çözümden ziyade..kendimce bile özümsenmeyen özlerime üzülüyorum..çünkü körüm derken yazarken bir şahinden daha iyi görmüş oluyorum,sağırım diyorum ama duymuş kadar oluyorum yeni haberi geçmişi yeniden geleceği akabinden tahmin ediyorum düşünüyorum diye yazıyorum,konuşuyorum ama bi boka yaramıyo bunlar..düşünmemek lazım yazmamak ve konuşmamak..mal olmak malll,dilde lal..beyinde sal,kalpte zal;işte sana o zaman kısa devre elemanları..

ELENTÜRİYAKİ

17 Şubat 2010 Çarşamba

Halim nasıl mı?iyi miyim?ideal dünyam mı?

İyi gördüm seni....derse birileri..

derim ki:

-İyiyim zaten.ama bazı kalleş akrepler iyi olduğumu öğrenip yeni zehirlerini vücuduma zerk etmek için kıskaçlarını sıvazlıyorlarsa bunlara radarlarım daha açık şimdi..daha iyi algılıyorum yani o akreplere en iyi şekilde en kötüyüm ben,ölüyüm zaten ben zehiriniz işe yaramaz numarasıda yapabiliyorum iyi halden ziyade..en kötüler içinde yaşadım diye en kötü taktikleri öğrendim..

iki durum vardır:iyiler içindeki en iyi olmaya çalışan sen.



Burda herkes zaten iyi en iyi olmak bunların içinde zor değil mi..ama bu benim ideal dünyam değil barış yanlılarının hayalleri gibi bir dünya herkes iyi ise en iyi olabilir mi o dünya?

Kötülük denen bir olgudan habersiz olan iyiler nasıl en iyiyi yetiştirirler içinde.

İkinci durum kötüler içinde kalan iyi sen durumu.



Birisi gelir yalan söyler sana,sen dürüstlüğü öğrenirsin.birisi gelir arkandan bıçaklar seni,sen birinin arkasını sıvazlamayı öğrenirsin. birisi gelir ihanet eder sana,sen sadakati öğrenirsin..sen işte şimdi en iyisin kötülerden bir şeyler öğrendin..sadece olumluyu değil..en güzel yalan söylemek nasıl olurmuş onu da öğrendin..en güzel adam nasıl satılırmış onu da öğrendin en güzel bıçak nasıl saplanırmış kanırta kanırta acı vererek darbe yapılırmış..bunları da öğrendin.her koz sende olabildiyse çok acıdan sonra işte en ideal dünya da yaşadım diye kötüler içinde şimdi en iyiyim kendimce..o yüzden şimdi o akrebin arkamdan bana yaklaşan kıskançını hissettiğimde alıyorum onu boynundan doluyorum ve bi tarafına sokuyorum işte kimse beni öldürememiş oluyor bende kimseyi öldürmemiş oluyorum herkes kendi kendine ölüyor kendi zehrinde boğuluyor.en ideal dünya bu.en adaletli dünya işte bu.kötülüğü çok iyi bilmek.kaybedecek bişeyin kalmadıysa kaybettirirkende çok iyi olursun gözün korkmazsa hiçbirşeyden artık intikamda da çok iyi olursun.kötülüğü kötü olana sonuna kadar kullanmak.işte çok aldılar benden diye elde bişey kalmayınca varsa daha da alsınlar diyorum ki ben daha cesur olayım kalmayan hiçbişeyimle düşmanıma saldırırken korkacak bişeyim kalmasın ki alayım sonunda ben kazanayım ilk roundu geç son round önemli iken....

şimdi iyiyim..akrepler siz nasılsınız?