24 Mart 2011 Perşembe

karanlıklarda alınan kararlar = aydınlıkta alınan kararlar.KARAR EMİ!

sakınan göze çöp batar ayağım acıyordu dün ayağımı bi vurdum sandalyeye.acıdan acıyı hissedemedim.
kalbim acıyordu birileri de oraya vurmuştu yine artık herkesten özenle sakındığım kalbimde acıdan acı hissetmiyordu sanki artık atmıyordu...

ama herşeye rağmen yakıp yıkacağım birşeyler daha var,ama dur daha en beklemediğin bi anda..
yakacağın çiğneyeceğin şeyler var dur daha,en beklemediğim bi anda..
sevilmekse yine yok.. beklenen her anlarda..

benzer tek noktamızsa; kayboluşlarımız..
ben yeni bi günün ışığına bakar aydınlanır,kaybolurum
sense karanlıklara bakar karanlıklarla karalarınla karanlıkta karanlığınla karanlıklarda kaybolursun ..

19 Mart 2011 Cumartesi

halk arasında değil hulk

Yeşille nefes alamayan benim…! (o renk gözlerin yüzünden)
Hulk adında bir canavar kadın yarattın yeşil renginde ki halk arasına çıkamıyordu
laboratuarında üzerimdeki deneylerinle zehirlendim de
kusmak içimden dışıma biraz zordu kibarca yüzümün rengindende anlaşılmadı mı içimde birikenler..
Ketumca kurbağaya döndüm sonunda bataklığında üstelik prenste prenseste değil içimdeki.
Bundan sonra ellerine dokunduğumda bi rüya değil bir sihir değil sadece siğil yaratacaktım içimdi irin…

13 Mart 2011 Pazar

pagan

Bu günlerde pagan polarını giydim üstüme
O ne diyceksin şimdi
Isınmak için yeni şeyler deniyorum desem
'Pagan' köylü demek ya bi köyün ordasında göynümü eğliyorum...
Tüm inançlarının halkasında inançlıların,
halk arasında soğuk durmadan ısınıyorum

Avizem eski moda kristalleri var sanırsın kaşıkçı elması
bin tane şekliyle bizim evde asılı duruyor.
bundan sana ne mi ama ben her koltuğa uzandığımda ilk oraya bakıyorum
Ampulün ışığı kristallere yansıyor gözlerimi kamaştırana kadar manyaklar gibi dalıyorum oraya
Müsebbibi sen olduğun için söylüyorum bu saçma detayları
faturan beni bu kadar alık ettiğin için…
işte kaşıkçı kadar parlıyorlar ışıkta ama aslı gibi değiller değil mi?
İşte sen parlıyormuşsun ışıklarda ama aslı sen değilmişsin değil mi?

Gözlerimi genelde sağa sola çeviremez oldum
Asılsız bakışlar atabilen odak noktasının dışında çevresini göremeyen
dalgın bi göz gördün mü sen
Sanırım benim gözlerim tepsi kadar düz..
bi Ferdinand’da keşfedemedi ki bu gözlerin yuvarlaklığını anlamak için oralarda keşve de çıkmadı ki.
Geri mi dönüyorum edebiyata evet sen gitmek üzeresin çünkü o düz gözlerden aşağı pek kolay düştün…

Bu kıro şarkıları bana sevdiren sen değil misin?
Bu zevksiz mekanlarda karnı mı doyurmamı sağlayan
Şu iğrenç markalardan giyinmemi sağlayan sen değil misin?
Bu aptal modalara kapılıp beni şekilci kimliğe büründüren ?
beni böyle benzerlerim gibi olmamı isteyen sen değil misin?
beni ben yapamayan sen değil misin?
benim zevklerimden senin zevklerine uzaklaştıran sen değil misin?
yüksek tepelere üşenmeden çıkıp oradan istanbul'a bakmayı öğreten
beni uzaktan hep tepeden bi yerlerden güzelliklere bakmak uğruna hep yoran sen değil misin…
(oysa yakındaki güzellikler diyecektim ben)
en çirkin tv dizilerini bana izleten bi aktör olmadın mı söyle
her kanalda benzer türevinin fırladığı boktan sitcomlarda sululukları ile güldüremeyen aktörlerin bile komik olma çabalarının ardında gizlenmiş travmalarının bile ilgimi çeker olduğu şu günlerde

Şimdi diyorum işte diyebiliyorum burada çok daha güzel şeyler varmış..

Gittikçe zevksizleşiyorum soluyorum çünkü seni seviyorum..sevdiğim zevkli şeylerin kıymeti kalmıyor.bende artık kıymetsizleri zevksiz olan her şeyi yani bir seni seviyorum..ama haykırıyorum çok kıymetsiz zevksiz çirkin bazen midemi bile bulandıran öyle gereksiz bişeysin ki..seni sevmekten çok utanıyorum..çünkü seni sevmek bi zevksizlik abidesi olmak demek…çünkü senin modan geçmiş sende beni sevemediğin için eskisi gibi zevksizdin şimdi.



kepenk



dizelerime kepenk çektirdin gri metal ağır ve çirkin sesli..
uzun zamandır yazamadım düşünemedim ve söyliyemedim içeri hava girmedi.
bir barınakta kalakaldı fikir,duygu,düşünce ziyaretçi görmedi.
beyinin nadas adasında mahsur kaldı çıkış yeri sabırla kazılacak imkansız bir tüneldi...
tornavida ve çekiçle delmeye çalıştı yine dışarıdaki atmosferi merak etti..
bir kapan kurulu yine de çıkmasa iyi olurdu.

acımamak için bakmadım geçmişe baktırtmaya çalıştın yine de
biliyorum zorladım o inatla dönmemesi gereken kafamı boynum acıttı özetle
yine bir parçam yine acıtıldı..
olan şeyleri anlattım hergün birilerine
küçük detaylardı belki ondan durmadım onlara taştım küçük sellerde boğamam diye
ama insanları sıkıyordu yinede dağ gibi yürüyordu üzerlerine
çünkü ya uyuyakalıyorlardı karşımda ya dalıp gidiyorlardı dürttüğümde dünyaya yeniden geliyorlar mıydı
yada nefes almak için balkonlara kaçıyorlardı yapışık binalar arasında dumanlarda iyi bile geliyordu onlara.
yada bilindik cümleler kuracaklar hep sabrediceksin ve kısmet ne yapacaksın
biliyorum uzak değil bir ömürün geçtiği kadar çabuk geleceğim yanına.
yalnızlık edebiyatlarından sıkılıyorum..


hepsi süt savan ninenin inekleri yüzünden
ineklerinin benekleri yüzünden
otlar yüzünden yiyip semizleştikleri
geviş getirmeleri yüzünden
bize başka ve hep aynı acı nedenler bulamadım.
evet evet geviş getirmek yüzünden,ağzımda mayhoş kalmış tadın yüzünden.
başa sarıp sarıp seni,bizi çiğnemem yüzümden..(yutulmaksa; yine başarısız)